Açık bankacılık: Hâlâ çok az açık

Strategy&’in Türkiye de dahil 12 Avrupa ülkesinde yaptığı “Ödemeler ve Açık Bankacılık Araştırması 2020” çarpıcı sonuçlar içeriyor...

Açık bankacılık hizmetlerinin finansal hizmetleri bir araya getirmesi, tüketicilerin tek bir uygulama üzerinden bütün finansal kaynaklarını yönetebileceği bir ortam sunuyor. Üçüncü taraflardan sağlanan bu finansal veriler sayesinde tüketiciler bütçelerini daha kolay yönetip, harcamalarını ve gelirlerini analiz edebilecek. Sonuç olarak, kendilerine en uygun finansal hizmetlerden faydalanma imkanına sahip olacaklar. Ancak açık bankacılığın güvenilirliği ve işlevselliğine dair şüpheler, finansal sektörün açılmasını ve şeffaflaşmasını yavaşlatıyor.

Strategy&’in aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 12 ülkede 3 bin 500 katılımcıyla hazırladığı “Ödemeler ve Açık Bankacılık Araştırması 2020” tüketicilerin finansal davranışlarındaki değişimi yakından inceliyor.

Araştırmaya göre Avrupa’da açık bankacılık hizmetleriyle ilgili çekinceler halen yüksek. Nakitsiz ödemelere olan tercihteki artış ve buna bağlı olarak artan mevcut veri, açık bankacılığı henüz beslemiyor. Türkiye dahil olmak üzere Avrupalı tüketiciler; banka verilerini alışveriş indirimleri, ücretsiz bankacılık ürünleri veya otomatik vergi beyannamesi gibi faydalar söz konusu olduğunda paylaşmayı kabul edebileceğini belirtiyor.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 12 Avrupa ülkesinden araştırmaya katılanların sadece yüzde 20’si, finansal bilgilerini bankalarla veya üçüncü parti hizmet sağlayıcılarla paylaşmak isteyebileceklerini belirtiyor. Türkiye’de verilerini paylaşmaya istekli olan tüketicilerin oranı ise yüzde 29. 

TÜRK TÜKETİCİSİ BİLGİLERİNİ PAYLAŞMAYA NE KADAR İSTEKLİ?

Araştırmanın öne çıkan bulgularına göre Avrupalı tüketiciler kişisel verileri paylaşma konusunda halen en çok geleneksel bankalara ve kart ihraç eden firmalara güveniyor (yüzde 17). Ödeme hizmeti sağlayıcıları (yüzde 9) ve perakendecilerin (yüzde 8) ise “neo (yeni nesil) bankalara” ve FinTek şirketlerine kıyasla kendilerine duyulan güveni korudukları görülüyor. Avrupalı katılımcıların sadece yüzde 3’ü neo bankalar ve FinTek şirketleriyle verilerini paylaşabileceğini belirtiyor.

Açık bankacılık için yola çıkan bir finans oyuncusu hangi adımları atmalı?

● Önce ellerindeki verileri kullanılabilir bir hale getirmeleri gerekiyor; çoğu finans kuruluşun veri yönetimi üzerinde çalışıyor veya çalışması gerekiyor.

● Açık bankacılık kullanımını ve veri paylaşımını artırmak için müşterilerinin güvenini kazanmaları gerekiyor.

● Ek olarak veri paylaşımını artırmak için müşterilere alışveriş indirimi gibi fayda sağlamaları önemli.

● Finans sektörü dışında açık bankacılığın dahil olduğu bir ekosistem stratejisi geliştirmeleri çok önemli.

● Ve son olarak hızla değişen oyuna adapte olmaları gerekiyor. Klasik oyuncuların neo bankalar, FinTek’ler ve InsurTech’leri düşünerek stratejilerini belirlemeleri gerekecek.  

 

 

“Tüketici daha uygun ‘kullanım senaryoları’ ile ikna edilmeli”

Strategy& Türkiye Finansal Hizmetler Direktörü Ozan Cığızoğlu araştırma sonuçlarını şöyle değerlendiriyor:

“PSD2’nin (Ödeme Hizmetleri Yönetmeliği - Payment Services Directive) yürürlüğe girmesiyle Avrupa’da birçok yeni ödeme seçeneği ve dijital finansal hizmetlerin sunulması bekleniyordu. Ancak Ödemeler ve Açık Bankacılık Araştırması 2020’nin sonuçları da gösteriyor ki aralarında Türkiye’nin de bulunduğu Avrupalı tüketicinin açık bankacılık hizmetleriyle ilgili halen çekinceleri var. Peki bu çekinceleri aşmak için hangi adımlar atılmalı? Bankacılığın dışında veri paylaşımı, daha geniş erişimin mümkün olduğunu gösteriyor ama tüketicilerin daha uygun ‘kullanım senaryoları’ ile ikna edilmesi gerekiyor. Bankaların, en güvenilir oyuncu pozisyonundan yararlanmak için hemen harekete geçmesi şart. Türkiye’deki düzenlemeler açısından değerlendirdiğimizde, ikincil düzenlemelerin yürürlüğe girmesi ve açık bankacılık faaliyetine sahip kuruluşların yaygınlaşmasıyla bilinirliğin artacağına ve veri paylaşımı için güven ortamı sağlanacağına inanıyoruz.”

Türkiye’de açık bankacılık nispeten yeni bir kavram olarak 12 Kasım 2019’da gündeme girdi. 6493 sayılı Ödeme Hizmetleri Kanunu’nda yapılan değişiklik ile yeni ödeme tipi olarak ödeme emri başlatma hizmeti ve hesap bilgisi sağlama hizmeti tanımları eklendi. Düzenleyici kurum olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, ikincil düzenleme olarak taslak yönetmelik ve tebliği ilgili kurumların dikkatine sundu. Kısa süre içerisinde ikincil düzenlemelerin yürürlüğe girmesi bekleniyor. Yine açık bankacılığa ilişkin teknik altyapıyı düzenleyici çalışmaların da Merkez Bankası tarafından tamamlanması bekleniyor.

Türkiye’de ikincil düzenlemelerin yürürlüğe girmesi ve açık bankacılık faaliyetine sahip kuruluşların yaygınlaşması toplumda bilinirlik oranını arttıracak ve veri paylaşımına ilişkin güven ortamı sağlayacaktır.

 

“5 yılda nakitsiz ödemelerde İngiltere’ye yaklaşabiliriz”

Ozan Cığızoğlu, dünyada ve Türkiye’deki gelişmeler ışığında, tüketicinin ödemeler ve açık bankacılık konusunda 5 yıl sonraki deneyimini şöyle öngörüyor:

● “Süper uygulamalar” hayatımızda önemli bir yer alacak.

● Tek bir uygulamadan tüm alışveriş ve finansal hizmet ihtiyacımızı karşılayabileceğiz, açık bankacılık ise burada önemli bir katalist ve etken olacak.

● Finansal hizmetler dünyası da değişecek; neo bankalar hayatımıza girmiş olup, geleneksel bankalarla yarışmaya başlayacak.

● Dijital para birimleri hayatımızın bir parçası olacak.

● Bu çerçevede nakitsiz topluma geçiş daha da hızlanacak ve Türkiye’de nakitsiz ödeme oranların İngiltere’deki oranlara yaklaşacağını düşünüyorum.

YORUM YAP

YORUMLAR (0)