Bali: Bankaların kârı Türkiye'nin kârıdır

İş Bankası Genel Müdürü Bali, bankaların kârının Türkiye’nin kârına olduğunu belirterek, “Kimse kimsenin kazancını kıskanmamalı. Ben sanayici değilim ki sanayicinin kârlarına göz dikeyim” dedi.

Bankacılık sektörü yüksek kârlılıkları nedeniyle sürekli eleştiri oklarının hedefinde, hatta önceki gün Meclis’e sunulan torba yasa ile Kurumlar Vergisi oranları yüzde 20’den 22’ye çıkarıldı. Hükümet üyeleri bankacılık sektörünün bu artışı karşılayabileceği görüşünde.

İş Bankası Genel Müdürü Adnan Bali, “Kimse kimsenin kazancını kıskanmamalı” diyerek geçen yıl İSO 500’deki şirketlerin özkaynak karlılığının bankacılık sektörünü geçtiğini ve bunun kaynakların doğru kullanıldığını gösterdiğini söyledi. Bali, “Ben sanayici değilim ki kârlarına göz dikeyim” diye konuştu. Bali ayrıca, bankacılığın sermaye kısıtları ile yapıldığını dile getirerek “Şu anda bankanın öyle bir iştahı ve iş yapma gücü var ki... Gaz-fren-debriyaj dengesinde gidiyoruz. Son yıllarda habire gaz-fren arasında debriyajda gidiyoruz. Gözümüzü devamlı yakıt göstergesinde tutuyoruz. Bize yakıt desteği versinler basar gideriz” diye konuştu.

SERMAYE VERSİNLER!

Londra’da bankanın 352 milyon dolar ve 656 milyon Euro olmak üzere iki dilimden oluşan sendikasyon kredisi imza töreninin ardından Bali, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Arşimet’in ‘bana bir nokta verin dünyayı yerinden oynatayım’ sözüne atıfta bulunan Bali, “Şu anda bankanın öyle bir iştahı ve iş yapma gücü var ki… Bize sermaye versinler, sektörü yerinden oynatalım” dedi. Eski paradigmada bankacılık sektörünün çalışma biçimini “Yakıt sorununun olmadığı, sermaye yeterlilik rasyolarının yüksek, havanın güneşli, yolların geniş, yolcuyu rahatsız etmeden, olabilecek en kısa zamanda olmak yere varmayı hedefleyen bir bankacılık sektörü vardı” diyen Bali şimdi aynı yakıtla en fazla mesafeyi almaya çalıştıklarını, yakıt kullanımını optimize etmeye çalıştıklarını belirtti. Bali, şöyle devam etti: “Bu da aracın hızını artırmayı kısıtlıyor. Yakıt desteği olsa basar gideriz. Daha çok kredi verelim, daha çok iş yapalım daha çok istihdam ve katma değer yaratalım. Bankacılıkta sermaye 2 yolla birikir. Ya patron gelecek cazip bulacak ve sermaye koyacak ya da senin işinin yarattığı değerler öz kaynağını büyütecek. Onun içinde yakıtı, öz kaynağı besleyecek performanslardan şikayet etmemek lazım. Bizim kârımız, Türkiye’nin kârınadır. Çünkü biz bu kârları buharlaştırmıyoruz. Biz kârlarımızı öz kaynaklarımıza ekleyip tekrar kredi kapasitesi yaratıyoruz.”

KÂRINA GÖZ DİKMEM

Bankacılık sektöründe 2015 yılında öz kaynak karlılıklarının dibe vurduğunu ve sektörün yeni kredi verme kapasitesi yaratamadığını hatırlatan Bali, “O dönemde her verdiğimiz kredi sermayeden yiyordu. Bugün öz kaynak kârlılıklarımız yüzde 14-15’lere geldi. Bankacılık sistem, BDDK’dan Basel’e bir sürü kuralla regüle ediliyor. Bu kurallara uymamazlık edemezsiniz” dedi.

“Büyüyen bir ekonomide oyun sıfır toplamlı değildir” diyen Bali, şu değerlendirmeyi yaptı: “Bizim mevduat faizimiz, kredi faizimizden yukarıda olursa devam edebilir miyiz? Aynı durum bizden kaynak kullananlar içinde geçerlidir. İşiniz, bankadan aldığınız bir kaynağın maliyetinden daha yüksek bir getiri elde edemiyorsa zaten o krediyi kullanmamalısınız. Böyle bir durumda işi şuraya indirgiyoruz. Oyun sıfır toplamlı, ‘sen kazanırsan, ben kaybediyorum’ demektir. Şart mıdır? Oyun büyüyorsa herkes kazanabilir. Mesela geçen sene ISO-500’ün öz kaynak karlılığı bankacılık sektörünün üzerine çıktı. Bu hiç şikayetçi olunmayacak mükemmel bir şeydir. Demek ki benden kaynak kullananlar doğru işler yapmış. Kimse kimsenin kazancını kıskanmamalı. Ben sanayici değilim ki sanayicinin kârlarına göz dikeyim.”

FAİZ DÜŞÜKSE TARİHİ KAR GELİR

Bankacılık sektörünün tarihi karlarını faizlerin düştüğü dönemde elde ettiğinin altını çizen Bali, “Hatırlarsınız, Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 16.75’ten yüzde 5.75’lere doğru indirdiği bir dönem vardı. Aynı zamanda Fed’in faizlerini indirdiği bir dönem. İşte o zaman banka kârları patlamıştı. Bankacılık sektöründe mevduatın vadesi 45 gündür. Bugün faiz yükseldiyse biz 45 gün sonra tüm mevduatı yeniden fiyatlamış oluyoruz. 45 gün içinde artan maliyetler bütün hesaplara yansır. Kredide vade yapısı daha uzundur. Sabit faizli krediye zaten yansıtamazsınız. Bizi faizin seviyesinden ziyade aradaki marjlar ilgilendiriyor. Faizler yukarı gittiğinde marj daralır zaten. Şu anda da net faiz marjı daralmaya başladı. Yılın ikinci yarısında aynı karlılıkları görmek mümkün olmayacak” açıklamasını yaptı. Bali, Türkiye’de faizlerin düşmesi için hem enflasyon tarafında hem de kur tarafındaki gelişmelere bakmak gerektiğini de söyledi. Faizin düşmemesinde enflasyonda hem gerçekleşme hem de bekleyişlerin kötü seyretmesinin etkisi olduğunu aynı zamanda döviz kurunda kırılganlık ve hassasiyet olduğunu anlattı.

LİKİDİTE KRİZİNE KADAR GİDER

BİR ekonomi çok ısındığında da ‘sıkı para politikasının’ uygulanabildiğini bugün uygulanan ‘sıkı para politikasının’ ise döviz ve enflasyon kaygılarının olduğunu da belirten Bali “Gelin deneysel olarak düşünelim. Hem Merkez Bankası hem de biz Faiz düşürmeye başladık. Biz kredi faizlerini düşürebiliriz. Ama mevduat faizini düşürme imkanına sahip değiliz. Yüzde 140’a gelmiş kredi/mevduat rasyosunda mevduat faizini düşüremediğinizde fonlama yapısı bozulur mu? Bozulur… Likidite krizine kadar gider. Diyelim ki gözümüzü kararttık indirdik. Mevzuat var. Tutturmanız gereken rasyolar kurallar var. Bir bankanın likiditesi bozuldu mu otorite ona müdahale eder” ifadelerini kullandı.

SEKTÖRDE FAHİŞ KÂRLILIK YOK

Bankacılıksektöründe ‘karlılıkla’ ilgili olarak tartışması gereken noktanın ‘fahiş karlılık’ var mı yok mu? Olması gerektiğini de söyleyen Bali, gelinen noktada da böyle bir durumdan bahsedilemeyeceğini vurguladı. Türkiye’de büyüme ile banka kredileri arasında net bir korelasyon olduğunu Türkiye’nin yüzde 5 büyüyebilmesi için yüzde 15 kredi büyümesinin sağlanması gerektiğini aktaran Bali, “Yüzde 15 kredi büyümesi yüzde 15 öz kaynak karlılığı gerektirir. Sermaye yeterlilik rasyonuzun yüzde 15’lerde olması gerekir. Yüzde 15 öz kaynak karlılığı aynı zamanda yüzde 3.5-4 net faiz marjı gerektirir” dedi.

KGF’DE RESMİ 2018 ORTASINDA GÖRÜRÜZ

KGF kredilerinin geri ödemelerinde ilişkin ise Bali şöyle konuştu: “Ödemesiz dönemler nedeniyle net resmi asıl 2018 ortasından itibaren göreceğiz. Bu kredilerde kısmi kefalet olabilir ama bu sizin riskinizi ortadan tamamen kaldırmıyor. Bu nedenle biz küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri her zaman nasıl kredilendirirsek, KGF kredilerinde de öyle yaptık. Bunun için de bütün birimler imece usulü karınca gibi çalıştı. Nitekim yüzde 18.5 ile bu konuda en çok kredi kullandıran Banka olduk. Kullandırdığımız bu kredilerin de yüzde 86-87’si yeni kredi.” (SEFER LEVENT - HÜRRİYET)

YORUM YAP

YORUMLAR (0)

Yandex.Metrica