Beni bir de faizi artırmamış gibi çeker misiniz lütfen

Dünya Gazetesi yazarı Emrah Lafçı, Merkez Bankası'nın faizleri artırmamasını yorumladı. "Yazmak için 4 ayrı konu vardı amla Merkez bana başka bir şey yazma fırsatı bırakmadı" diyen Lafçı'nın yazısı:

Bu hafta bu köşede yazmak için kafamda 4 farklı konu vardı. Dünyadaki finansallaşmayı mı yazsam, Türkiye’nin ödemeler dengesi rakamlarını analiz edip oradan dolar kurunu mu anlatsam, banka hisseleri neden yükselemiyor konusunu banka bilançoları üzerinden mi anlatsam, yoksa özel sektör, hanehalkı ve kamu borçluluk seviyelerinin risk oluşturacak seviyede olup olmadığını mı analiz etsem kararsız kalmıştım. Neyse ki Merkez bankası imdadıma yetişti ve bana göre sürpriz olan bir faiz kararıyla başrolde yerini alarak bana da kendisinden başka bir şey yazma fırsatı bırakmadı.
İki yazılık bir dizide anlatmaya çalışacağım meramımı. Temelde iki amacım var. Biri; her ay Merkez bankası faiz kararı açıklanacağı zaman birçok faiz kavramı konuşuluyor ve konuyla çok yakından ilgilenmeyenler anlamakta güçlük çekiyor. İlk yazıda bu kavramları açıklayıp ne işe yaradıkları konusunu açıklığa kavusturmak istiyorum. Ayrıca bu haftaki faiz kararının ne anlama geldiğini de anlatacağım. İkinci amacım da bu açıkladığım kavramları da kullanarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın 2018’deki yaklaşımıyla bugün yaptkları arasındaki benzerliğe dikkat çekip, aynı hatanın tekrarlandığına ilişkin tarihe not düşmek. Bunu da gelecek haftaki yazıma bırakayım.

Ekonomiyle yakından ilginenler son dönemde Merkez bankasının faiz kararının verileceği hafta ekonomi çevrelerinde çocuksu bir heyecanın yaşandığını hissetmişlerdir. Piyasada herkes merkez bankasının faiz kararının ne yönde olacağını tahmin etmeye çalışıyor. Bu tahminlerde de aralık oldukça geniş. 300 baz puan artış mı ararsınız, 200 baz puan indirim mi ararsınız, hepsi mevcut. Bir kere her şeyden önce bu derece bir belirsizlik ve öngörülemezlik olması başlı başına bir problem. Merkez bankası beklentileri şekillendirememiş, politikasının ne olduğu konusunda kamuoyunu yeterince ikna edememiş demektir. Hoş kendisinin de böyle bir politikaya sahip olduğu konusunda da ciddi şüphelerim var. Neden diyecek olursanız; birincisi poliika faizim dediği haftalık repo (az sonra bu kavramların detaylarını vereceğim) faizi şu anda %10.25. Bu faizden piyasada işlem yapan kimse olduğunu pek sanmıyorum. Ama hala bu faize dokunulmuyor. İkincisi; biz bugüne kadar bu faizin 150 baz puan üzerinde gecelik borç verme, onun da 150 baz puan üzerinde geç likidite penceresi olduğuna alışmıştık. Bu toplantıdaysa herhangi başka bir açıklamaya gerek görülmeden bu yapı bozuldu. Başta söylediğim iki faiz sabit kalmasına ragmen geç likidite penceresi faizi 150 baz puan artırıldı. Bu, bana bu kararın biraz aceleyle ve yama yapmak için alındığı yönünde bir izlenim verdi. (150 baz puan %1.5’a tekabül ediyor)

Merkez bankası faizleri nelerdir?

Şimdi gelelim bu faizlerin ne olduğuna. Merkez bankasının müşterileri bankalardır. Bankaların temel görevleri mevduat toplamak ve kredi vermektir. Mevduatı burada bir kaynak olarak düşünebiliriz. Her ne kadar sistemin bütününü düşündüğümüzde mevduatlar büyük ölçüde bankaların kredi vermeleriyle yaratılmış olsa da, tek tek banka bazında baktığımızda bankalar fon fazlası olanlardan mevduat şeklinde kaynak toplayıp bunları ihtiyacı olanlara kredi şeklinde vermekle görevli kurumlardır. Bankaların bu aşamada mevduat dışında da kaynakları olabilir. Örnek verecek olursak; bunlardan biri yurt dışından bulunan krediler olan sendikasyon kredileridir, diğeri bankaların ihraç ettikleri bono/tahvil vasıtasıya topladıkları paralardır, bir diğeri kendi sermayeleridir. Ve nihayet bu kaynaklarla verdikleri krediler ve diğer varlıkları arasında bir açık olduğunda bu kısa vadeli kaynak ihtiyacını da Merkez bankasından karşılarlar.* İşte yukarıda saydığımız faizler Merkez bankasının farklı yollarla verdiği paralar için talep ettiği faizlerdir. Bunları sayalım ve açıklayalım;

1) Haftalık Repo Faizi: Bu faiz aynı zamanda Merkez bankasının politika faizidir. Yani merkez bankası piyasaya ben piyasadaki faizin bu politika faizimin etrafında şekillenmesini arzu ediyorum diyor bu faizi politika faizi olarak belirlemek suretiyle. Yani haftalık repo faizini kerteriz alabilirsiniz diyor. Heyhat piyasada kimse %10.25 olan bu faizinin yakınında bile işlem yapmıyor. İşin ilginci Merkez bankası da bu gruba dahil. Biraz kafanız karışmış olabilir. Nasıl Merkez bankası bu faizi kullanmıyor. İşte haftalık repo faizi bu dedin ya diyebilirsiniz. Kafanızın karışması normal, sanıyorum Merkez bankasınınki de bir miktar karışık. Çünkü bu ve az sonra sayacağım gecelik borçlanma faizinden Merkez bankası fonlama yapma konusunda özgür. Yani isterse ben bugün bu kanallardan fonlama yapmayacağım, diğer kanalları kullanacağım diyebilir. Ki nitekim bu bahsettiğimiz kanal bir süredir kullanılmıyor. Demek ki Merkez bankası da benim politikam bu dediği faizi pek mantıklı bulmuyor. Hal böyle olunca Merkez bankası toplantısında ne beklersiniz? Bu kullanılmayan ama kerteriz olarak alın denen faizin düşük olmasından dolayı kullanılamaz hale geldiğinin fark edilmesini ve yükseltilmesini değil mi? Maalesef öyle olmadı. Neden yükseltilmesi dediğimi de açıklayayım. Merkez bankası diğer kanallardan zaten piyasaya %12.5 civarı bir faizden fonlama yapıyor. Merak etmeyin o kanalları da aşağıda anlatıyorum. Burada tek anlamlı cevap şu olabilir. Biz şu anda %12.5’tan piyasaya para veriyoruz ama önümüzdeki bir ay içinde öyle değişik beklentilerimiz var ki piyasada faizler %10.25 seviyelerine geri dönecek ve biz yine bu kanalı kullanmaya devam edeceğiz. Eğer durum gerçekten böyleyse piyasa faizlerini %10.25’e indirecek beklentilerin neler olduğunu dinlemek için sabırsızlanıyorum. Önümüzdeki 1 ay dememin nedeni de faiz kararı alınabilecek toplantıların her ay yapılması. Yani baktınız faiz yüksek geldi, bir ay sonra indirebilirsiniz. Hatta olağanüstü toplanıp öncesinde bile önlem alınabilir.

2) Gecelik Borç Verme Faizi: Merkez bankasının bankalara gecelik borç verdiğinde uyguladığı faiz. Bu oran %11.75’ti. Son toplantıda herhangi bir değişiklik yapılmadı. Hala %11.75. Son dönemde bu kanal biraz kullanılmıştı ama piyasada faizler daha yukarı gidince bu kanal da az kullanılır ya da kullanılmaz oldu. Bu faiz aynı zamanda biraz teknik olan koridor sistemindeki koridorun üst bandı. Koridorun üst bandı bazen geç likidite penceresi faiziyle karıştırılıyor. Onu da az sonra anlatacağım. Koridorun alt bandı da Merkez bankasının bankalardan borç alırken uyguladığı faiz ki bununla kafanızı karıştırmaya gerek yok. Çünkü konumuz Merkez bankasının bankalara verdiği paranın maliyeti. Yukarıda bahsettiğim politika faizi kaidedir, koridorun üst bandı olan gecelik borç verme faizi istisnadır. Bu sistem Merkez bakasına istediği zaman fonlamayı farklı yerlerden yaparak geçici olarak kendisine bir alan yaratmak amacıyla tesis edilmiştir. Şu andaki kullanımı bu amacın bir miktar dışında. Tahvil faizlerinin %14’lerde, mevduat faizlerinin %12-13’lerde olduğu bir Türkiye’de bu faizin de pek bir işlevselliğinin şu andaki seviyesinde kalmadığını söyleyebiliriz.

3) Geç Likidite Penceresi: Bir bankaya gidip EFT yapmak istedinizde 4’ten sonra giderseniz sizden normalin üzerinde EFT komisyonu alırlar. İşte “Geç Likidite Penceresi” de buna çok benzer. Bankalar günlük kaynak teminini 4’ten önce sağlayamadıysa ve saat 4 ile 5 arasında Merkez bankasından kaynak istediyse Merkez bankası cezalı faiz uygular. İşte bu oran dünkü toplantı öncesi %13.25’ti. Merkez bankası bu oranı %14.75’e yükseltti. Banka örneğine geri dönelim. Para göndermek için bankaya gittiniz, gişedeki arkadaş para gönderemeyeceğinizi, 4’ten sonra gelmenizi söyledi. Siz de 4’ten sonra geldiğinizde sizden normalin üzerinde EFT komisyonu istedi. Tepkiniz ne olur? Kızarsınız değil mi? Merkez bankası da bunu yapıyor işte. Bankaların paraya ihtiyacı var. Bu parayı yukarıda saydığım haftalık ve gecelik kanallardan vermiyor. Siz de mecburen bu saatte gelip bu faize razı olmak zorunda kalıyorsunuz. Ya da son dönemde çokça kullanıldığı gibi, faizin başta belli olmadığı Merkez bankasının yine fonlama kaynaklarından biri olan geleneksel repo ihalesiyle Merkez bankasından para alıyorsunuz. Burada da faiz, kaynak ihtiyacı yüksek olduğu için doğal olarak geç likidite penceresi faizine yakınsamış yani yükselmiş oluyor. Yukarıda istisna olarak söylediğim gecelik borç verme faizinin yanında bu geç likidite penceresi faizi istisnanın da istisnasıdır. Ama ne hikmetse norm olarak kullanılıyor zaman zaman.

Politika faizi out ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti in!

Yukarıda saydığım farklı kaynaklardan sağlanan tutarların ağırlıklı ortalama faizine de Merkez bankasının “ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti” – AOFM diyoruz. Bu oran 3 ay önce yani Temmuz’da %7.5’ken şu anda %12.5. Yani Merkez bankası faizleri fiilen 5 puan birden yükselmiş. Zaten bu yükselişi biz mevduat faizlerinde de görebiliyoruz. Yukarıda bahsettiğim gibi bankaların Merkez bankalarından aldıkları paranın maliyeti artınca, rekabet için diğer kaynak olan mevduatı toplamak için de kesenin ağzını açmak yani mevduata verdikleri faizi artırmak durumunda kalıyorlar. Onun için merkez bankası faizleriyle mevduat faizleri arasında bir ilişki vardır. Gördüğünüz Merkez bankası faizi artırmıyor değil, sadece politika faizi, magazinel olan, üzerine lotolar oynanan faizi artırmıyor. Bunu da neden yaptığının bende mantıklı bir açıklaması yok. Yukarıdaki soruyu ancak tekrarlayabilirim. Önümüzdeki bir ay içinde faizin %10.25’e inmesini gerektirecek nasıl bir beklentiniz var? Çünkü her ay toplantı yapılıyor. Gerekirse bir ay sonra faiz tekrar indirilebilir.

İki yazılık serinin ilkinde hem bu haftaki toplantıyla ilgili görüşlerimi paylaştım hem de Merkez bankası fonlamasına ilişkin tanımları açmaya çalıştım. Şunu da hatırlatmakta fayda var; saydıklarım dışında Merkez bankası SWAP yoluyla da bankalara döviz karşılığı TL fonlama yapıyor. Konunun çok karmaşıklaşmaması adına bu fonlama kaynağını dışarıda bıraktım.

Önümüzdeki hafta bu yazıda edindiğimiz araçları kullanarak 2018 yılındaki benzer Merkez bankası uygulamalarıyla bugünü karşılaştırıp aynı sonuçlara doğru gidip gitmediğimizi analiz edeceğiz.

*Bankaların Merkez bankasında tuttukları rezervler ve serbest mevduat üzerinden de kaynak ihtiyaçları anlatılabilir. Ama bunun konumuzun amacına bir katkısı olmayacağı için karmaşıklaştırmak istemedim.

YORUM YAP

YORUMLAR (0)