Merkez Bankası ağızlara sakız olmamalı!

Türkiye İş Bankası’nın Yönetim Kurulu Başkanı Özince Merkez Bankası’nın krizlerde izlediği politikaları değerlendirdi

Merkez Bankası’nın ağızlara sakız edilmesini son derece yanlış bulduğunu belirten Tükiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, “Merkez Bankası (MB) son yaşadığımız krizde izlediği performansıyla aslında kendisini kanıtladı” dedi.

Merkez bankacılığının bambaşka bir alan olduğunu ifade eden Ersin Özince, şunları söyledi: “Uzun döneme bakılacak olursa Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası işini iyi bilen ve yapan bir merkez bankasıdır.”

Ersin Özince Milliyet'ten Kadife Şahin'e özel açıklamalarda bulundu. İşte o röportaj...

‘Türkler zorluyor’

“Ben bu dönemde Merkez Bankası’nın her bir davranışını değerlendirme durumunda değilim. Ama davranışları çok fazla değerlendirildiğinde kim olsa hatalara da düşer” diyen Özince, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bazı anlık politikalar arzulanan neticeleri vermiyorsa, şu ya da bu kamuoyu bunları sindirmekte zorlanıyorsa... Bu kararların bazılarında hatalar da olabilir. Ama bu hatalara Merkez Bankamızı daha çok biz Türkler zorluyoruz. Sektörün içinde ‘Destekliyoruz, desteklemiyoruz’ değerlendirmelerini doğru bulmuyorum. Herkes Merkez Bankası’ndan alacağı veya vereceği paraya göre hesabını yapmasın. Merkez Bankası’nın bu kadar ağızlara sakız olması son derece yanlış bir şeydir. Çok arzu eden de Merkez Bankası’nın başına geçsin, idare etsin.”

Global çerçevede bakıldığında size göre dünya ekonomisi düzeliyor mu?

Dünya genelinde düzeliyor. Dünya illa ki globalleşmenin ilk dönemlerinde gördüğümüz çok yüksek büyüme oranlarını görmek durumunda değil. Şu anda söz konusu olan yüzde 3’ler üzerindeki büyüme oranlarını gördüğümüzde geçmişte olumlu bir dönem diye yorumlardık. bugün büyümenin dünyaya yayılmasına bakılırsa gelişmekte olan ülkeler, başta Çin’in etkisiyle olan yüzde 3’lük büyümeler bana göre tatmin edici ve istikrar sağlar.

‘Kolay kolay çökmez’

 ABD kritik öneme sahip. Orada toparlanma başladı mı?


Amerikan ekonomisinin yeniden rekabet gücü kazanarak büyümeye, gelişmeye ve istihdam yaratmaya başlaması çok çok önemli bir şey. Amerika’nın tekrar böyle bir toparlanma yapamayacağını düşünürdüm. Bunu sadece izlemekte olduğumuz yüksek katma değerli üretimle değil aynı zamanda üretim maliyetlerindeki düşüşlerle konvansiyonel üretim alanlarında da başarır duruma geldi.

Amerika teknoloji ağırlıklı üretimde liderliğini sürdürüyor. Amerikan ekonomisinin önemi büyük. Çok büyük arz ve çok büyük talep yaratıyor. Büyük inovasyon yaratıyor ve çok büyük borsalara etki yapıyor.

 Avrupa düzeliyor mu?

Avrupa bütün bocalamalarının içinde kolay kolay çökmeyeceğini gösterdi. Euro devalüasyonu Avrupa geneline bir şans yarattı. Biz Avrupa’ya mal satarken Avrupa’dan mal alır duruma daha fazla eğilimliyiz kaygısındayım. Euro’nun değerinin bu nedenli yükselmesi zaten sürdürülebilir ve anlaşılabilir değildi. Şimdi bir dolara doğru gelen seviyesi aslında Avrupa’nın ticaret yapabilmesi açısından mantıklı. Avrupa ekonomisinin de toparlanmakta olduğu görülüyor.

TL’DEKİ KAYIP AVANTAJ DEĞİL

Ersin Özince, doların yükselmesine halkın ilgi gösterdiğine değinerek şöyle konuştu: “Geçen yıldan beri gördüğümüz kur artışı etki yaratmaya başladı endişesindeyim.. Yaşadıklarımız TL’nin dolar karşısında değer kaybı dış ticaret alanında avantaj sağlayıcı etki göstermeyecek.”

‘1 dolar, 1 euro’ya doğru gidiyor...

 Dolarda yaşanan hızlı yükselişTürkiye’yi nasıl etkiler?


Nouriel Roubini bir süre önce bir dolar bir euro dengesinin kurulacağını söylemişti. Bu hakikaten çok mantıklıydı. Çünkü biz zaten paritenin bu civarlarda olduğunu yaşamıştık. Finansal piyasalarla ilgiydi. Amerikan ekonomisi güçlendikçe de gördüğünüz gibi bir dolar bir euro’ya doğru gidiyor.

Bunun Türkiye’ye etkileri çok. Türkiye bankacılık sisteminde doları kredilerde para cinsi olarak çok kullanan bir ülkedir. Doların pahalılaşması sadece reel sektörün değil finans sektörünün de gücünü emer.

Bankaların sermaye yeterlilik rasyolarını, kredi riskini etkileyecek. İthalatta girdi maliyetlerini etkiliyor. Enerjiyi dolar ile alıyoruz, mamülü euro ile satıyoruz. Dolardaki bu gelişme Türkiye ticareti için iyi bir şey değil. Hiç bir sektörümüz için dolar euro paritesinin yükselmesi iyi değil.

TÜRKİYE SANDALI SALLAMAKTAN VAZGEÇEMİYOR...

 Dolar kuru 2.50 TL’yi de aştı, sizce nerede durur?


Türk piyasaları çok sığ. Bu yüzden piyasaları etkileyen faktörler arasında psikolojik faktörler önemli bir rol oynayabiliyor. ‘Sandalı sallama’ diye tanımladığım belirsizlikler piyasa psikolojini çok etkiliyor. Biz bunu yapmaktan, sandalı devamlı sallamaktan asla vazgeçmiyoruz. Bunu söylerken de sadece siyasi kesimleri değil diğer kesimleri de ifade etmek istiyorum.

Bizde durmadan Merkez Bankası politikaları değerlendiriliyor. Dünyanın hiç bir ülkesinde bu yok. Bizde Merkez Bankası’nın ağızlara sakız yapılması manipülatif ve spekülatif ortam yaratıyor. Durum böyle olduğunda da ‘dolar nerede durur’ diye bir şey yok.

‘Fikrim yok, kaygım var’

 Bu noktada Merkez Bankası’nın bağımsızlığına bakışınız...


Merkez Bankası Başkanı’nın lojmanının boşalttığı belirtiliyor. Bu bile tek başına ‘Merkez Bankası Başkanı az eleştiri alan biri mi olsun kaygısını getiriyor’. Bu bizim aklımıza gelirse Türkiye ile ilgili pozisyonu olanların aklına daha fazla gelir. Merkez Bankası bağımsızlığına helal getirmemek lazım. Bunun bu hale geldiği kaygısını verirsek neyin nerede duracağı belli olmaz. Bunlar boşu boşuna oluyor.

Ben neyin nerede duracağını tahmin edemiyorum çünkü siyasi tarafını, siyasi riskleri nasıl değerlendireyim. Merkez Bankası piyasasının, istikrarının nasıl sağlanacağı konusunda fikrim yok, kaygım var. Merkez Bankası’nın hırpalanması bu kaygılarımı artırıyor.

YORUM YAP

YORUMLAR (0)

Yandex.Metrica