TÜSİAD Başkanı Kaslowski: Para politikası açık ve net olmalı

TÜSİAD Başkanı Kaslowski, "Kur, faiz, enflasyon döngüsünde yaşanan belirsizlikler ekonomik istikrarı ve reel sektörü çok ciddi ölçüde olumsuz etkiliyor. Bu belirsizlikleri aşmanın en iyi yolu para politikasının açık ve net olmasıdır" dedi.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, Avrupa Birliği'nin salgın sonrası dönem için ticari ilişkilerini çeşitlendirmeyi ve kendisiyle benzer düşünen ülkeler ile ittifaklar oluşturmayı planladığını belirterek, "Bu dönemde hem rekabet gücümüzü artırmak hem de tedarik zincirinde yer almak istediğimiz bölgeler ile değerlere dayanan iş birlikleri kurmak zorundayız" dedi.

TÜSİAD tarafından Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın katılımıyla 'Küresel Tedarik Zincirlerinin Yeniden Yapılanması' başlıklı webinar düzenlendi.

Etkinliğin açılışında konuşan Kaslowski, Kovid-19 krizinin dünya ekonomisi ve tedarik zincirlerine etkisini, bu sürecin Türkiye'nin küresel rekabet ve üretim gücüne yansımalarını, riskleri ve fırsatları yakından incelediklerini söyledi.

Martta kurdukları görev gücü oluşumları aracılığıyla çeşitli sektörleri takip ettiklerini, öneriler geliştirdiklerini ve iş dünyasındaki farkındalığı artırdıklarını anlatan Kaslowski, Avrupa'da Türk iş dünyasının görüşlerini dile getirdiklerini bildirdi.

Kaslowski, söz konusu koordinasyon ve iş birliğinin doğru, yerinde ve zamanlı adımlarla uygun politikalara kapı açacağını kaydederek, kamunun çalışmalarına katkı sunduklarını ve gelecek dönemde de her türlü desteği vermeye hazır olduklarını aktardı. Kaslowski, bu süreçte Ticaret Bakanlığı ve diğer kamu paydaşları ile sürdürdükleri istişarelerden bahsetti.

'Özel sektör tedarik zincirlerini güçlendirme ihtiyacı duyuyor'
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski, Dünya Ticaret Örgütü'ne göre 2020 yılında mal ticareti hacminde yüzde 9,2 düşüş yaşanacağını, doğrudan yabancı yatırım akışının ise yüzde 30 gerileyeceğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küresel tedarik zincirlerinin faaliyet gösterdiği koşullar hakkındaki belirsizliği azaltmak için öngörülebilir düzenleme, ticaret ve yatırım ortamı politikası vazgeçilmezdir. Zira özel sektör Kovid-19 ürün ve hizmetlerine yönelik talep artışlarıyla ve yeni normalin neden olduğu talep modellerindeki değişikliklerle karşı karşıyadır. Özel sektör, tedarik zinciri direncini güçlendirme ihtiyacını, risk ve verimlilik açılarından yeniden değerlendiriyor. Bunu yaparken koordineli, şeffaf, tutarlı ve iş birliğine dayalı yerel ve uluslararası inisiyatiflere ihtiyaç duyuyor. Güveni yeniden tesis etmenin tek yolu da budur."
Kaslowski, bu inisiyatifleri başarıya uluşturacak unsurun; pandemiye ilişkin veriye açık, erken ve güvenilir şekilde ulaşmaktan geçtiğini anlattı.

'AB Yeşil Mutabakatı için sektörel yol haritası çıkarılmalı'
Simone Kaslowski, salgın sonrası dünyada sadece fiyatlarla değil ülkelerin hukuk sistemleri ve değerler üzerinden yatırım ve iş birliği tercihlerinin yapılacağı bir dönem başladığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"AB de gelecek dönemde ticari ilişkilerini çeşitlendirip benzer düşünen ülkelerle ittifaklar oluşturmayı planlıyor, kilit ticaret partnerleriyle AB değerleri çerçevesinde ilişkiler tesis etmeyi hedefliyor. Bu dönemde hem rekabet gücümüzü artırmak hem de tedarik zincirinde yer almak istediğimiz bölgeler ile değerlere dayanan iş birlikleri kurmak zorundayız. Önümüzdeki dönemde AB-Türkiye Gümrük Birliğinin dijital tek pazar ve yeşil mutakabat boyutlarını içerecek şekilde güncellenmesi gerektiğini AB yetkileri ile yaptığımız tüm görüşmelerde özellikle dile getiriyoruz."
Kaslowski, bu çerçevede, son dönemde AB'nin özellikle Vietnam, Japonya, Hindistan ve Meksika gibi ülkelerle ticari ilişkilerinin yakından izlenmesi, STA politikalarının tedarik zincirlerinin dönüşümünü dikkate alarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

AB'nin, yeni nesil ticaret yaklaşımıyla artık ticari politikalarında Paris Anlaşması ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerine uyumu bir ön şart olarak gündeme getirdiğini anımsatan Kaslowski, "Bu açıdan, AB Yeşil Mutabakat ve birlikte gelen Sınırda Karbon Düzenlemesi gibi alt düzenlemelerin ülkemizin ihracat rekabetçiliği gözetilerek ele alınması ve sektörel yol haritaları çıkarılması gereklidir" dedi.

Sınırda karbon düzenlemesinin bir risk olmaktan çıkartılabilmesi için kriterleri karşılayan şirketlere yeşil pasaport edinebilmesinin yolunun açılması gerektiğini dile getiren Kaslowski, yüksek teknolojili ürünlerin ihracatını artırmak içinse Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nu AB Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR) ile uyumlu hale getirmenin öneminden bahsetti.

'Kur, faiz ve enflasyon belirsizlikleri ekonomiyi olumsuz etkiliyor'
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaslowski, yüksek katma değerli ürün ve üretimi sağlamanın, yenilikçilik kasını güçlendirmenin, insan yetkinliği ve dijital teknolojilerin küresel rekabetçilik için elzem konular olduğunu vurguladı.

"İçinde bulunduğumuz zorlu dönemde hem en az hasarı almaya çalışmalı hem de hızla toparlanmak için sağlam bir yatırım ortamını eşzamanlı yaratmalı; cazibe merkezi olmak için gerekli ekonomik ve yapısal temelleri de sağlamalıyız" diyen Kaslowski, şu açıklamalarda bulundu:

"Bu temellerin başında hiç kuşkusuz ekonomik istikrar geliyor. Kur, faiz, enflasyon döngüsünde yaşanan belirsizlikler ekonomik istikrarı ve reel sektörü çok ciddi ölçüde olumsuz etkiliyor. Bu belirsizlikleri aşmanın en iyi yolu para politikasının açık ve net olması, hedeflerin ve araçların iletişiminin doğru şekilde yapılmasıdır. Ekonomide dengelenmeyi sağlamak için bir normalleşme süreci başlatılmış ve son iki ayda bu yönde adımlar atılmıştı. Bu politikaların devamı ülkemize ait risk algısını iyileştirmek için son derece önemli. Bir ülkede ekonomi politikaları ne kadar karmaşık ve anlaşılması güç ise ülkeye olan yatırımcı ilgisi de o kadar zayıflıyor. Normalleşme süreci açık ve net politikalarla devam ettirilmeli."
'Müdahale endişeleri yatırım ortamına zarar verir'
Simone Kaslowski, sadece finansal piyasalarda değil reel sektörde de serbest piyasa ilkelerinin ön planda tutulması gerektiğinin altını çizerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Özel şirketlerin ortaklık yapılarına kriterleri belli olmayan şekilde müdahale edilebileceği endişeleri yatırım ortamına zarar verecektir. Ticarette korumacılıktan kaçınılmalı, ticari ortaklarımızla diplomatik ilişkilere özel önem verilmelidir. Uluslararası düzenlemelerden, evrensel hukuk ilkelerinden ayrışılmamalı. Hukuk devleti olmak güvenilir bir yatırım merkezi olmanın en başlıca şartıdır."

YORUM YAP

YORUMLAR (0)