Uzmanlar faiz kararını değerlendirdi

Piyasaların merakla beklediği faiz kararı açıklandı ve Merkez Bankası, sürpriz bir kararla politika faizini değiştirmedi. Kararla birlikte döviz kurlarında sert yükselişler yaşanırken piyasa uzmanları kararı dunya.com'a değerlendirdi.


Piyasaların merakla beklediği faiz kararı açıklandı ve Merkez Bankası, sürpriz bir kararla politika faizini değiştirmedi. Kararla birlikte döviz kurlarında sert yükselişler yaşanırken piyasa uzmanları kararı değerlendirdi.
Türk Lirası'nda yaşanan değer kaybının önüne geçilebilmesi ve Türkiye piyasalarının yönü açısından büyük önem taşıyan faiz kararı bugün açıklandı. PPK toplantısının ardından Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamada, piyasada oluşan güçlü beklentilerin aksine politika faizinde bir değişikliğe gidilmedi. Dünya Gazetesi'nden Hüseyin Koyuncuoğlu'nun haberine göre,  Politika faizi yüzde 10,25'te bırakılırken Geç likidite penceresi faizi yüzde 13,25'ten 14,75'e yükseltildi. Piyasalarda faiz artışına yönelik oluşan güçlü beklentileri yanıtsız bırakan Merkez Bankası'nın bu kararı sonrası dolar/TL kuru, 7,97'yi aşarak rekor tazeledi. Dolar/TL kuru, oluşan beklentilerle birlikte son bir haftada 7,95'in üzerindeki tarihi seviyelerden 7,80'in altına kadar çekilmişti.

TCMB'nin ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti dün itibarıyla yüzde 12,52 seviyesinde. Bugünkü PPK kararı öncesi fonlamanın gidebileceği üst nokta yüzde 13,25 idi. PPK sonrası ise bu rakam da yüzde 14.75 olacak. GLP repo/depo piyasalarda ana fonlama aracı olarak kullanılmasa da likidite adımlarının son seviyesini belirlemede belirleyici konumda.

Piyasa uzmanları, Merkez Bankası'nın sürpriz faiz kararını DÜNYA'ya değerlendirdi. İşte karar ilişkin piyasaların ilk yorumları

Dünya Gazetesi Yazarı Tuğrul Belli:
Geç likidite penceresi oldukça zayıf bir mesaj

Merkez Bankası, faiz oranını artırmayarak çok büyük bir sürprize imza attı. Faizi değiştirmemesine karşın gecelik borç verme faiz oranını yüzde 14,75'e yükselterek dolaylı yoldan da olsa faiz artışı sinyali verilmiş durumda. Ancak bu mesaj oldukça zayıf. Piyasa beklentisinin hem yerli hem yabancılar nezdinde 200 baz puan artış yönünde oluşturulduğu bir ortamda en az 150 baz puan artış yapılması gerektiği kanaatindeyim. Piyasa iyi okunmadan bu kararın verilmiş olması doğru değil. Böylece önümüzdeki günlerde TL'de ciddi bir satış söz konusu olacak.

Enflasyon boyutundan ele aldığımızda; şu an 11,75 düzeyindeyiz ve enflasyonun bir süre daha yüksek gitmesi bekleniyor. Uzun bir süre de tek haneye düşmeyecek. Bu tablo politika faizinin o seviyelere kadar yükseltebileceği anlamına geliyor. Üstelik jeopolitik riskler de sürüyor. ABD seçimleri, salgın vs. bunlar da yakın bir tarihte çözülmeyecek. Anlık bir enflasyon olsaydı. Şu anda olduğu gibi diğer kanallarla idare edilebilirdi. 'Nasıl olsa yakın zamanda para politikasında gevşemeye geçeceğiz' denebilirdi. Ancak şu an öyle bir şey yok. Beklentilerin karşılanması ve faiz artışına gidilmesi gerektiği düşüncesindeyim.

Bir de kredi gelişmeleriyle ilgili bizim göremediğimiz ciddi bir daralma ve bunun verdiği endişeyle faizlerde bir duraksama gidilmiş olabilir. Ancak, hepimiz bildiği üzere kredilerde çok ciddi bir yavaşlama söz konusu değil. Belki MB'nin veri setinde bizim göremediğimiz bir durum söz konusudur.

Son olarak, bütçeyi toparlamak kolay olmayacak. Çift açık verecek durumda değiliz. Para politikasının sıkı devam ettirilmesi şart. Politika faizi hususunda Merkez Bankası'nın üzerinde rahatsız edici baskılar neticesinde geç likidite penceresi artırma yoluna gidilmiş olabilir. Netice itibarıyla bu gelişmeler piyasayı rahatsız etmeye devam edecektir.

Marbaş Menkul Genel Müdür Yardımcısı Soner Kuru:
Merkez, GLP ile kendine bir miktar daha yer açtı

Politika faizinde beklentilerin aksine bir değişikliğe gidilmedi ancak GLP'nin 13,25'den 14,75'e çekildiğini gördük. TCMB bu anlamda kendine bir miktar alan açmış oldu. Kararın piyasaya etkisi negatif. Önümüzdeki günlerde ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin yükselmeye devam etmesini bekliyoruz. Bu kararda son donemde artan koronavirüs vakalarının da etkili olduğunu ve Merkez Bankası'nın bu noktada ihtiyatlı durmaya çalışmasının da etkili olduğunu düşünüyoruz.

Ahlatçı Menkul Değerler Araştırma Müdürü Barış Ürkün:
TCMB gündemden rahatsız olmadığı sonucu çıkarılabilir

Salgın tedbirlerinin kademeli olarak geri alınmasıyla ithalatta öngörülen dengelenmenin başlaması, mail ihracatındaki güçlü toparlanma ve emtia fiyatlarının düşük seviyelerinin cari işlemler dengesini destekleyeceği ifadesi ile uygulanan likidite sıkılaştırıcı adımlar karşısında TCMB’nin kurdaki önümüzdeki süreçteki görünümden çok rahatsız olmadığı sonucunu çıkarabiliriz. Fakat buna karşın politika faizinde değişiklik oluşmasa da başka bir faizde değişikliğe gidildiği de gözleniyor. O da geç likidite penceresi faiz oranı.

Toplantı metninin ilk satırlarında Geç Likidite Penceresi işlemlerinde uygulanacak Merkez Bankası borç verme faiz oranı ile gecelik borç verme faiz oranı arasındaki farkın 300 baz puan olarak belirlenmesine karar verildiğine değilmiş. Bu durumda geç likidite penceresi faizi %14,75’e yükseltilmiş oldu. Toplantı metninde faiz kararına ilişkin değerlendirmede enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması amacıyla atılan adımlarla finansal koşullarda belirgin sıkılaşma olduğuna değinildiği görülüyor. Bu sıkılaşma adımlarına ilave olarak TCMB’nin enflasyon görünümünde belirgin iyileşmeyi sağlamak adına politika faizine dokunmadan geç likidite penceresi faizini yükseltmek suretiyle kendine bir alan açtığını ve bu yolla olası kur hareketlerine karşılık örtülü faiz artırım yoluyla ağırlıklı ortalama fonlama maliyetini yukarı çekmeyi amaçladığını söyleyebiliriz.

Piyasadaki faizlere göre bakıldığında ayrıca ağırlıklı ortalama fonlamaya göre değerlendirildiğinde aşağıda kalan politika faizine dokunulmaması, bu faizin enflasyonun altında kalmaya devam etmesi ve genel beklentinin artırım yönünde oluşması karşısında Türk Lirası ilk tepkilerde Dolar’a karşı hızlı değer kaybı yaşadı ve kur 7.97 seviyesinin üzerini görerek rekor yeniledi. Görünen durumda Merkez Bankası’nın likidite tedbirlerine devam etme kararı aldığını ve fonlama kompozisyonunu geç likidite penceresine yaklaştırarak ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin kurdaki yukarı yönlü baskı sürecek olursa %13 ve üzerine doğru hareket etmeye doğru gidebileceğini söyleyebiliriz. Sonuç olarak kurda 8.00 TL seviyesi atılacak adımlar bakımından psikolojik bir bariyer olacaktır.

Tera Yatırım Ekonomisti Enver Erkan:
MB, politika faizini arka planda bıraktı

Merkez Bankası, beklenmedik bir hamleyle politika faizi olarak bildiğimiz değiştirmeyerek %10,25 seviyesinde bıraktı. Bununla beraber, Merkez Bankası faiz koridoru ile en yüksek borç verme oranı olan GLP arasındaki marjı artırarak 300 baz puana çıkardı ve GLP oranını %14,75 seviyesine getirdi. Merkez Bankası’nın bu hamlesiyle politika faizini arka planda bırakarak efektif fonlama oranı ile ayrışmasını derinleştirdiğini; GLP’nin aktif kullanılması ile beraber sade para politikası zemininden uzaklaşarak arka kapı sıkılaştırmasını sürdüreceği sonucuna varıyoruz.

Enflasyon beklentilerinin hızlı bir bozulma içerisinde olduğu dönemde, Merkez Bankası fonlama oranı ile politika faizi arasındaki ilişkiyi zayıflatarak TRY’nin daha fazla değer kaybetmesini ve enflasyon görünümünde ilave bozulma olması riskini artırmış oldu. Ağustos ayında TRY’de değer kaybının hızlandığı dönemde dolaylı yönden sıkılaşmaya başlayan Merkez Bankası, %7’lerde olan fonlama maliyetini Ekim ayı itibariyle %12,5 seviyelerine kadar çıkarmıştı. Günlük fonlama geleneksel repo ihaleleriyle GLP’nin ağırlığı artmış, aynı zamanda gecelik borç alma imkanları kısıtlanan bankalar daha fazla GLP kullanmak durumunda kalmıştı. Bu aralıkta ise, Eylül PPK’sında 200 baz puanlık faiz artışı ile güncellenen faiz koridoru, TCMB’nin fiili olan durumu resmileştirmekle beraber ilave sıkılaşma için alan açmasını da sağlamıştı. Ancak, Ekim PPK’sında politika faizi etrafında hareket etmemesi sade para politikası yönlendirmesinde değişim anlamına gelmekle beraber, politika faizi ile efektif fonlama oranlarının da birbirinden kopması demek olacaktır.

Merkez Bankası, bankaları en yüksek borç verme oranına yönlendirerek dolaylı sıkılaşma yapmaya devam edecektir. GLP’de meydana gelen artış, günlük fonlama maliyetinin %14,75’e kadar gidebileceğini gösteriyor. Faiz koridorunun etkin kullanılması, Merkez Bankası’na fonlama oranları arasında geçiş yapma anlamında esneklik sağlamakla beraber, para politikasını geleneksel olmayan bir zemine oturtmaktadır. Bundan önceki dönemlerde de faiz koridoru üst bandı ve GLP’nin politika faizi gibi kullanıldığını görmüştük. Örtülü olarak faiz artmaya devam edecek. Merkez Bankası’nın direkt sıkılaşma patikasından, arka kapı politikasına doğru kayması ve bunu devam ettirme durumunun fiyat istikrarı açısından risk oluşturabileceğini ve enflasyon beklentilerinde ilave bozulmaya neden olabileceğini düşünüyoruz.

YORUM YAP

YORUMLAR (0)