Türkiye açılmadı, saçıldı!

1 Temmuz 2021’de açıklanan ‘normalleşme’ genelgesiyle birlikte Türkiye, ilk ‘yasaksız bayram’ını geride bırakırken koronavirüs tablosundaki hareketlilik, “kabus geri mi dönüyor” sorusunu gündeme getirdi

Türkiye, pandeminin başından bu yana yaşadığı ilk ‘yasaksız bayram’dan vaka artışıyla çıktı. Vaka sayıları üç haftada üç kat arttı. Aile hekimleri, bilim insanları dördüncü dalganın kaçınılmaz olduğunu belirtirken, “Vakalar iki hafta içinde 20 binleri aşacak. Yeni bir pik geliyor. Sonbaharda yine kapanma tedbirleri gelebilir” diyorlar.

1 Temmuz 2021’de açıklanan ‘normalleşme’ genelgesiyle birlikte Türkiye, ilk ‘yasaksız bayram’ını geride bırakırken koronavirüs tablosundaki hareketlilik, “kabus geri mi dönüyor” sorusunu gündeme getirdi. Vaka sayıları son üç haftada neredeyse üç kat arttı. 24 Temmuz itibarıyla 12 bin 500 yeni vaka kayıtlara geçti. Bu hızlı artış, salgında dördüncü dalga beklentilerini de güçlendiriyor.

Dünya gazetesinden Yasemin Salih'in sorularını yanıtlayan bilim insanları, dördüncü dalganın önümüzdeki haftalarda kesinleşeceği fikrinde birleşiyorlar. Herkesin hemfikir olduğu bir başka konu ise sonbaharda yeni kısıtlama tedbirlerine geri dönmek zorunda kalacağımız. Bu tablonun üç sorumlusu belirlenmiş durumda: Aşılama hızının yavaşlaması, maske ve mesafe tedbirlerinin gevşemesi ve çok hızlı yayılan Delta varyantı.

Temmuzdaki sıfırlamanın etkisini yaşıyoruz

Prof. Dr. Sarp Üner, dördüncü dalganın hızla yaklaştığı görüşünde. “Temmuz başındaki sıfırlanma genelgesinin etkilerini görüyoruz” diyen Üner, Kurban Bayramı’ndaki samimiyetin ise önümüzdeki haftalarda vaka tablosuna yansıyacağını belirtiyor. Üner, “Vaka sayısı üç haftada üç katına çıktı. Asıl hızlanma ise bundan sonra görülecek. Büyük şehirlerden küçük kasabalara toplandık. Bu, virüsün arayıp da bulamadığı bir fırsattı. Öte yandan Delta varyantının Türkiye’de hakim olduğuyla ilgili dünya çapında araştırmalar var. Dünyada Delta’nın hakim olduğu 100 ülkeden biri olduğumuz belirtiliyor. Ve hepsinden önemlisi aşı kararsızlığının gençlerde çok yüksek oranda görülmesinin de etkisi var” dedi.

Düşük aşılı ülkelerde ölümler daha fazla

Türkiye’de 50-55 yaş bandındaki vatandaşların aşılamasında sıkıntı olmadığını, ancak yaş küçüldükçe aşı kararsızlığının arttığını ifade eden Üner, kamunun bu konuda acilen etkili adımlar atması gerektiğinin altını çizdi. Delta varyantının aşı oranı düşük ülkelerde daha ölümcül sonuçlar verdiğine dair araştırmalar bulunduğunu ifade eden Üner, bu bilgileri paylaştı: “Araştırmalara göre Delta varyantı aşılamanın yüksek olduğu ülkelerde milyon kişide 1-2 ölüme neden oluyor.

Ancak aşılamanın düşük olduğu ülkelerde bu oran milyon kişide 4-6’ya çıkıyor. Türkiye’de şu anda iki dozu tamamlayanların nüfusa oranı yüzde 26-27. Yani her dört kişiden birinin tam aşısı var. Bunların da bir kısmı Sinovac. Delta’ya karşı etkili olmadığını ortaya koyan bilimsel araştırmalar mevcut. Zaten iki doz Sinovac aşısı olanların yeniden aşılanma zamanları geldi. Bunun da Sinovac olmasının bir anlamı bulunmuyor. BioNTech’in varyanta karşı daha etkili olduğu görülüyor.”

İstanbul Aile Hekimliği Derneği Başkanı Dr. Serkan Özbakış, dördüncü dalganın bir Delta piki olacağına inananlardan.

“Bayramda açılım değil saçılım oldu, çuvalladık” diyen Özbakış, aşılamanın kaçınılmaz olan dördüncü dalgada belirleyici rol oynayacağını söyledi. Dr. Özbakış, “Önümüzdeki 15 günde vaka sayısının 20 binleri aşacağını öngörüyoruz. Aşılama Aile Sağlığı Merkezleri ve diğer mekanlarda yeterli değil. Kamunun aşılamayı seferberlik haline getirmesi gerekiyor. Cami bahçelerinde bile aşılama yapılmalı. Bu sırada fiziki şartlar iyileştirilmeli, insanlar aşı kuyruklarında temaslı hale geliyorlar” dedi.

Aşı karşıtlı, son 5 yılda yüzde 500'ü geçti

Aşı kararsızlığının toplumda son 5 yılda yüzde 500’lerin üzerinde arttığına dikkat çeken Dr. Özbakış, dini etkenler, yabancı aşıya güvensizlik gibi nedenlerden dolayı gençlerde aşı yaptırmama eğiliminin arttığını vurguladı. Dr. Özbakış, şöyle devam etti: “Aşılamada zorunluluk ya da aşı yaptırmak istemeyenlere bası kısıtlamalar gibi tedbirler gerekiyor. Avrupa’da aşı olmayanların sağlık hizmetlerinden yararlandırılmaması gündemde. İki Sinovac aşısı üzerine üçüncü dozu da Sinovac yaptıranlar var. Bunun yanında yabancı aşıya güvenmeyip Türk aşısının çıkmasını bekleyenleri görüyoruz. Bu eğilimlerle kamusal olarak mücadele etmek gerekiyor.”

23 milyon bilim karşıtı var!

Sağlık Bakanlığı’nın 24 Temmuz 2021 verilerine göre Türkiye’de 66 milyon doz koronavirüs aşısı yapıldı. 39 milyon 449 bin kişi birinci doz aşısını yaptırırken, 23 milyon 730 bin kişi de ikinci doz aşısını tamamlamış durumda. Bu, henüz toplumun yüzde 25’inin iki doz aşı ile korunduğu anlamına geliyor. Aşı tablosunu değerlendiren Prof. Dr. Melih Bulut, toplumda hakkı olduğu halde aşı yaptırmayan 23 milyon kişinin bulunduğuna dikkat çekerek, “Asıl problemimiz bu, çünkü 23 milyon bilim karşıtı insanımız var demektir” yorumunu yaptı. Dördüncü dalgayı “aşısızların pandemisi” sözleriyle değerlendiren Bulut, “Türkiye kötü bir sınav veriyor. İnsanların bilim karşıtlığı yıllardır bir şekilde destekleniyor. 5 bin doktor Almanya’ya gitmek için sırada. Bu şekilde 21 yüzyıl ülkesi olamayız” diye konuştu.

Test pozitifliği de artıyor!

Prof. Dr. Sarp Üner’in dikkat çektiği bir başka konu da test pozitifl ik oranının artması. Vaka sayılarında artış olduğunu yineleyen Üner, “3 Temmuz’da günlük yaklaşık 200 bin test yapılıyordu. Bugün de sayı aynı seviyelerde. Test pozitifl iği yüzde 5’in üzerinde. Dünya Sağlık Örgütü, bu seviyede test pozitifl iği oranı olan ülkelerin salgını iyi yönetemediklerini açıkladı. Test sayısının artırılması gerekyor. Aktif vaka sayısındaki hızlı artış korkutucu. Aşılamayı artırmak için birtakım kampanyalar ve tedbirler alınmalı. Sosyal medya gençleri etkiliyor. Bilimsel veriye dayanmadan bilgi paylaşanlara kısıtlama getirilmeli. Aşı oldukları halde aşı kararsızlığını körükleyen hekimler var. Aşı olanlara da pozitif ayrımcılık yapılmalı” dedi.

Dördüncü dalga daha az mı ölümcül olacak?

İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Başkanı Dr. Serkan Özbakış’a göre, dördüncü dalgada vaka sayısıyla ölüm oranı arasındaki ilişki önceki dalgalara nazaran daha düşük seyredebilir. Bunun nedenini aşılama ve Delta varyantının kendini savunma mekanizmasıyla açıklıyor Özbakış. Aşılanan kişilerin de hastalığa yakalandıklarını vurgulayan İSTAHED Başkanı, şu bilgileri verdi: “Bu kişiler tüm dünyada hastalığı daha hafif atlattılar. Aşılama ölüm oranlarını kesinlikle düşürdü. Ancak Türkiye’de dördüncü dalganın piki, hangi aşamada seyredecek bunu bilemiyoruz. Çok büyük bir tedbirsizlik var. Kapalı alanların denetlenmesi hafifl edi. Delta daha bulaşıcı bir varyant ama onun da kendini koruması için konağını öldürmemesi gerekiyor. Bu nedenle daha az ölümcül olduğunu ortaya koyan araştırmalar mevcut.” Prof. Dr. Sarp Üner ‘e göre ise Türkiye’deki düşük aşılama oranı nedeniyle dördüncü dalgada ölüm oranlarında bir azalma beklememek daha gerçekçi bir yaklaşım.

YORUM YAP

YORUMLAR (0)