PSM logo
İstanbul|
19°
Anasayfa
Gündem

“Kadınlar başarılarıyla, erkeklerse potansiyelleriyle terfi ettiriliyor”

Komtaş Genel Müdür Yardımcısı Melike Bayraktaroğlu, gücünü yüksek sesle değil; tutarlı adımlarla, içten liderliğiyle ve fikirleriyle gösteriyor. İş hayatındaki görünmez eşiklere, bilinçaltına kazınmış kalıplara ve sessiz çabalara dikkat çeken Bayraktaroğlu, genç kadınlara sade ama etkili bir mesaj veriyor: “Kendini bilgiyle donat, merak et ve kalıpları zorla.” Bu ay sorularımı, büyük cümleler kurmadan büyük etkiler bırakan, “güç sessiz akarak gelir” sözünü şiar edinmiş bir lider yanıtlıyor. İşte sevgili Melike’nin zirve yolculuğu...

“Kadınlar başarılarıyla, erkeklerse potansiyelleriyle terfi ettiriliyor”

PSM // TÜLİN ÇAKMAK


Önce kısaca sizi tanıyabilir miyiz? 

Sevgisini her zaman gösteren, bana değerli olduğumu hissettiren ve maddiyatın önem sıralamasında gerilerde olduğu bir aile ortamında büyüdüm.

Çocukken meslek hayallerim bir hayli geniş bir yelpazedeydi: Çöpçü olmakla başlayıp ressam, bilim insanı, fizikçi gibi seçeneklere savruldum. Sonunda ablamın ve ağabeyimin telkinleriyle, fen-matematik mezunu olmama rağmen kendimi Galatasaray Üniversitesi İşletme bölümünde buluverdim. Bölümü severek okudum ama aklımın bir köşesinde hep şu vardı: Acaba mühendislik okumayarak potansiyelimi harcadım mı?

Bu soru beni 32 yaşımda tekrar akademiye döndürdü. Marmara Üniversitesi’nde Bilgisayar Programcılığı, Boğaziçi Üniversitesi’nde Yazılım Mühendisliği eğitimi aldım.

Finansbank’ta (QNB) Management Trainee olarak iş hayatına adım attım. Sonrasında global araştırma firması Ipsos’ta yaklaşık 8 yıl süren bir macera başladı. Teknik okuryazarlığın önemini ve asıl farkı yaratan unsur olduğunu anlayınca bu alanda kendimi geliştirmek için istifa ettim.

Kısa süre sonra Ipsos Türkiye’nin kurucu ve eski CEO’su beni startup’ına “yaratıcı strateji direktörü” olarak davet etti. 3 yıldır zarar eden şirketi kâra geçirmem üzerine genel müdürlük teklifi aldım. Ancak ailece İngiltere’ye taşınmamız gerekince bu fırsatı geride bıraktım.

Bir süre sonra Türkiye’ye döndük ve pandemiden birkaç hafta önce Fibabanka’nın IT bölümünde veri bilimi yetenek deneyimi yöneticisi olarak göreve başladım.

2021 başında kendi danışmanlık şirketimi kurdum. Pazarlama ve insan kaynakları alanlarında firmalara hizmet verdim. Bu sırada yolum, benden danışmanlık almak isteyen ve o dönemde Türkiye İş Bankası iştiraki olan Moka ile kesişti. 2022-2025 arasında Moka’da İnsan Kaynakları ve Pazarlama Direktörü olarak görev aldım. Mart 2025’ten bu yana da Komtaş ve ekosistemindeki iştiraklerden sorumlu İnsan Kaynakları ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışıyorum.

Sözün özü, çöpçü olamadım ama çöp projeleri ayıklama konusunda iyiyim; ressam olmadım ama iş hayatında hayallerimi tuvale dökmekten vazgeçmedim. Bilim insanı değilim ama her zaman merak etmeye, sorgulamaya ve öğrendiklerimi insanlara fayda sağlayacak şekilde uygulamaya devam ediyorum. Fizikçi olamadım ama çevremdeki “enerjiyi” dönüştürme konusunda üstüme yoktur.


Kariyer yolculuğunuzun başında nasıl bir lider olmayı hayal ediyordunuz? Bugün bulunduğunuz noktada o hayalin neresindesiniz?

Kariyerimin başında “Nasıl bir lider olmalıyım” sorusu üzerine çok kafa yorduğumu hatırlamıyorum. Yönetici pozisyonlarına geldikçe bir şeyler doğal olarak şekillendi.

Benim için en önemli konu, ekibimdeki insanların kendilerini rahatça ifade edebileceği, derdi varsa çekinmeden paylaşabileceği ve işlerini emir-komuta zinciriyle değil, içten gelerek yapacakları bir ortam yaratmak. Bildiğim her şeyi aktarmaya özen gösteririm; eksiklerim ya da hatalarım varsa bunu saklama yoluna gitmem.

Ekibimdeki insanların görünürlüğü ve her ortamda onlara hak ettikleri krediyi vermek benim liderlik anlayışımda olmazsa olmazdır. Ayrıca sadece ekip yöneten değil, işin mutfağını da bilen bir lider olmanın önemine inanıyorum.

 

Sektör sürekli değişip ve dönüşüyor. Bu dinamik yapı içinde çalışmak sizi nasıl motive ediyor?

40 yaşında bir Y kuşağı temsilcisi olarak değişimin içine doğdum. O yüzden bana “Sizin neslin en güçlü kası nedir” deseler, hiç düşünmeden “adaptasyon” derim.

Her gün ister az ister çok, mutlaka yeni bir şey öğrenmeye çalışırım. Sıra dışı, daha önce yapılmamış ya da fark yaratan bir şey ortaya koymak. Bir konuda “ilk” olmak... İşte beni gerçekten heyecanlandıran şeyler bunlar.


Biraz da Komtaş’tan bahsedelim. Neler yapıyorsunuz, gelecek plan ve hedeflerinizi paylaşabilir misiniz?

“Verinin olduğu her yerde biz de varız.” desem yanlış olmaz. Komtaş olarak, 40 yıla yaklaşan köklü geçmişimizle veri, analitik ve yapay zekâ alanlarında uçtan uca çözümler sunan, sektörde lider bir iş ortağıyız. 8 uzmanlık merkezimiz ve yaklaşık 300 kişilik ekibimizle veri ekosistemlerini modernize ederek, yapay zekâ ve bulut çözümlerimizle kurumların dijital dönüşümünü gerçekleştiriyoruz. Plan ve hedeflerime gelince...

• Pazarlama tarafında Komtaş, Fortune 500’de yer alan birçok kuruma hizmet vermiş, yüzlerce önemli projeye imza atmış olsa da marka bilinirliği hak ettiği seviyede değil. Bunları görünür kılmak için içerik üretim süreçlerimizi hızlandırıyoruz.

Ek olarak yeni nesil bir girişimcilik modeli ve belki de faaliyet alanımıza daha uygun bir marka kimliği üzerinde çalışıyoruz. Hayata geçtiğinde güçlü bir etki yaratacağına inanıyorum.

Ayrıca globalde büyüme hedeflerimiz doğrultusunda pazarlama stratejimizi yeniden şekillendiriyoruz.

• İnsan kaynakları tarafında Komtaş’ın önceliği, ekosistem genelindeki insanları ve rolleri tanımak ve çalışanlarla aramda bir güven bağı oluşturmak. Çünkü inanıyorum ki bu adımı hakkıyla atmadan üzerine inşa edeceğim hiçbir yapı kalıcı olamaz.

• Şirketler topluluğumuzun nasıl bir yapıda devam etmesi gerektiğine dair de kritik bir gündemimiz var. Bunun yanı sıra yıl sonuna kadar işe alım dahil birkaç kritik süreci elden geçirip modernize etmeyi hedefliyoruz.


Kurum kültürü ve liderlik ilişkisi üzerine sıkça düşünüyorsunuz. Sizce güçlü bir kurum kültürü nasıl inşa edilir ve bir lider bunun neresindedir?

Kültürün çift yönlü bir tarafı var. İlki, bireylerin düşünce ve eylemlerini biçimlendirir; bireyler de kendi karakterleri, davranış ve değerleriyle kültürü dönüştürür. Bu bir döngü.

Ben bu noktada ikinci aşamadan başlamanın daha sağlıklı olduğuna inanıyorum. “Dönüştürücü liderlik” teorisi de liderin davranışlarıyla, kültür üzerinde belirleyici etkide bulunduğunu gösteriyor.

Güçlü bir kurum kültürü için yönetim ekibinin şeffaf, iyi niyetli, kararlarında kişisel çıkarlarını gözetmeyen ve değerler konusunda ortak bir zeminde buluşabilen bireylerden oluşması şart. Çünkü liderler ne yaparsa, kurumun geneline o davranış biçimi yayılıyor.

Kültür dediğimiz şey, şirketin DNA’sına işleyip her süreçte kendini hissettirmeli.


Kadın lider olmanın Türkiye’deki yansımaları hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizi bu konuda etkileyen rol modeller kimler oldu? 

Türkiye’de kadın olmak başlı başına zorken bunun üzerine bir de liderlik sorumluluğunu koyduğunuzda işin zorluğu katlanıyor. Bu zorluk, sadece yapısal engellerden değil, aynı zamanda bilinçaltımıza kazınmış kalıplardan da besleniyor. Masum gibi görünen bazı ifadeler var ki aslında alt metninde kadına çizilmiş sınırları barındırıyor. Örneğin yüceltilen “Başarılı erkeğin arkasındaki kadın” söylemi... Neden sadece bununla yetinelim?

Bir kadının liderlik mertebesine ulaşabilmesi için ortalama bir erkeğe kıyasla en az iki kat fazla çaba harcaması gerekiyor. Kendisini ispat etmek, bir fikrine çevresindekileri ikna etmek. Ve bunları yaparken karşı tarafın egosunu incitmemeye çalışmak...

Çoğu zaman kadınlar bir pozisyona "başardıkları için" getirilirken, erkekler “başarma potansiyeli olduğu varsayılarak" terfi ettiriliyor.

O yüzden, kadının iş dünyasında daha görünür olması için erkeklerin de bu sürece aktif olarak destek vermesi, önce kendi algılarını dönüştürmesi şart.

Bir rol modelim var mı derseniz... Aslında hayır. Ama ulaştıkları noktaya nasıl ulaştıklarını öğrendiğimde hayranlık duyduğum ya da mücadele azimleriyle kendimi yakın hissettiğim pek çok kadın oldu. İlk aklıma gelenler: Williams kardeşler, Frida Kahlo, Joy Mangano, Tomris Uyar ve Duygu Asena.


Genç kadın profesyonellere kariyerlerinin başında vermek isteyeceğiniz en önemli tavsiye nedir?

En büyük yatırım, kendimize yaptığımız yatırımdır. Kendinizi bilgiyle ve deneyimle donatın çünkü bu, özgüveninizi de sağlam temellere oturtur.

Bir diğer önerim, zamanınızı ve enerjinizi iyi yönetin. Süslenme, alışveriş ve benzeri konulara gereğinden fazla vakit harcamak yerine minimalist bir yaklaşım, sizi hem zihnen hafifletir hem de esas önceliklerinize odaklanmanızı sağlar. Zaman zaman "Acaba her gün işe siyah tişörtle gitsem mi" diye düşünürüm :)

Ayrıca sadece toplumun size “uygun gördüğü” alanlarda değil spor, teknoloji, finans gibi konularla ilgilenmek sizi zenginleştirir; hem yeni perspektifler kazandırır hem de farklı sohbetlerde sizi bir adım öne taşır. Kendi deneyimimden biliyorum; bu alanlara merak salmak bana sadece bilgi değil, çok keyifli sohbetler ve güçlü bağlar da kazandırdı.


İş dışındaki Melike’yi tanımak istesek... Hobileriniz neler, gelecek hedefleriniz, hayalleriniz neler? 

Gençken oldukça hareketli bir hayatım vardı. İş hayatına atıldıktan sonra tempom epey yavaşladı. Bir dönem profesyonel olarak okçulukla ilgilendim 2014’te dünya turuna çıkmam ve ardından anne olmamla birlikte okçuluk da tarihin tozlu sayfalarındaki yerini aldı. Belki bir gün tekrar başlarım diye yayımı hâlâ saklıyorum :)

Şimdi bulduğum her fırsatta yüzmeye ya da düzenli yürüyüş yapmaya çalışıyorum. Ama genelde vaktimi izleyerek, okuyarak ve bol bol hayal kurarak geçiren bir “ev kuşu” oldum diyebilirim.

Hayallerim ve hedeflerime gelince... Onları dile getirirsem büyüleri bozulacakmış gibi hissediyorum. Bu yüzden şimdilik sessizce içimde büyütüyorum.



Yorumlar

0 yorum

Yorum bırak

Yorumunuzu bizimle paylaşın.

Yorumlar yayına alınmadan önce kontrol edilir.

Henüz yorum yok.