PSM logo
İstanbul|
19°
Anasayfa
Gündem

X kuşağını ihmal edenler hayal kırıklığına uğrayabilir!

Onlarca yıldır baby boomers ve milenyum kuşaklarına odaklanan perakende sektörü için bu yıl önemli bir dönüşüm noktası olacak gibi. 1965-1980 yılları arasında doğan X kuşağı, baby boomers’ı geride bırakarak dünyanın en fazla harcama yapan kuşağı olmaya hazırlanıyor...

X kuşağını ihmal edenler hayal kırıklığına uğrayabilir!

PSM // E. ESİN GEDİK


X kuşağı, sayı olarak diğer kuşaklardan daha az olsa da perakende sektörünün dinamiğini belirliyor. 45-60 yaş aralığını oluşturan bu kuşak, dünyanın en fazla harcama yapan grubu haline geldi. Küresel perakende harcamalarının bu yıl 15.2 trilyon dolara ulaşması beklenirken, X kuşağının harcama gücü hem fiziki mağazaları hem de çevrimiçi ticareti yeniden şekillendirmeye başladı.

Nüfusun yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan X kuşağı, ekonomik etkide önemli bir yeniden dengelenmeyi temsil ediyor. Baby boomers nesli varlık zenginliğini korusa da birçoğu artık emekli olmuş ve tüketimlerini azaltmış durumda. Buna karşılık, 45-60 yaş aralığında olan X kuşağı, en yüksek kazanç kapasitesine sahip grup olarak öne çıkıyor ve İngiltere’de vergi matrahına en büyük katkıyı sağlıyor. Sayıları Y kuşağından az olmasına rağmen, toplam harcamaları hem yaşlı hem de genç kuşakları geride bırakıyor ve bu trendin önümüzdeki 10 yılda devam etmesi bekleniyor.

 

“Son analog nesil” mi, yoksa çok kanallı tüketiciler mi?

X kuşağı, bazen “son analog nesil” olarak adlandırılsa da bu nitelendirme yanıltıcı olabilir. Akıllı telefonlar ve sosyal medya henüz yaygın değilken büyüyen bu nesil, dijital araçları pragmatik bir şekilde benimsedi. Baby boomers’tan farklı olarak, mağaza içi alışveriş kadar çevrimiçi alışverişten de memnunlar. Y kuşağının aksine, influencer kültüründen daha az etkileniyor; şeffaf ürün performansı, bağımsız incelemeler ve güvenilir müşteri hizmetlerine daha fazla değer veriyorlar.

Bu özellikler, X kuşağını perakende dünyasının en “çok kanallı” nesli haline getiriyor. Araştırmalar, bu tüketicilerin çevrimiçi ve fiziksel perakende arasında akıcı bir şekilde hareket ettiğini gösteriyor. YouTube, Facebook, Instagram gibi platformlarda ürünleri araştırıyor, ardından değer ve kolaylık arasında en iyi dengeyi sunan kanalı seçiyorlar. Bu durum, ödeme sağlayıcıları için mağazada temassız ödemeler, sezgisel çevrimiçi ödeme sistemleri ve güvenilir iade süreçleri gibi sorunsuz deneyimler sunma ihtiyacını vurguluyor.

 

Tüketici davranışları ve perakende stratejileri

X kuşağının alışveriş alışkanlıkları, marka sadakati ve kalite güvencesine verdiği önemle dikkat çekiyor. 2008 mali krizi ve pandemi gibi ekonomik dalgalanmaları deneyimlemiş olan bu nesil, harcamalarda temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Birçoğu fiyat rekabeti için uluslararası e-ticaret platformlarına yönelse de kargolama, iade politikaları ve müşteri koruması konusunda şeffaflık talep ediyor. Bu, ödeme yolculuğunun tüketici deneyiminde giderek daha merkezi bir rol oynadığını gösteriyor.

Perakendeciler için mesaj net: Geleneksel yayın reklamları ve basılı yayınlar artık cazip değil. Aynı şekilde, etkileyici ve gösterişli kampanyalar da X kuşağını cezbetmekte yetersiz kalıyor. Bunun yerine, güvenilir ödeme altyapısıyla desteklenen çok kanallı perakende stratejilerine yatırım yapılması gerekiyor. Hem fiziksel hem de dijital temas noktalarında kolaylık, güvence ve tutarlılık sunabilen perakendeciler, X kuşağının sadakatini kazanma konusunda avantajlı konumda olacak.

X kuşağı, bir zamanlar baby boomers ve milenyaller arasında gözden kaçmış bir nesil olarak görülse de harcama hiyerarşisinin tepesine yükselmeleri tüketici ekonomisinde belirleyici bir değişimi işaret ediyor. Ödeme sektörü için önümüzdeki 10 yıl, ne en genç ne de en yaşlı tüketiciler tarafından, ancak analog ve dijital dünyalar arasında akıcı bir şekilde hareket eden ve her ikisinin de en iyisini talep eden X kuşağı tarafından şekillendirilecek. Perakendeciler ve ödeme sağlayıcıları, bu neslin beklentilerine uyum sağlayarak, tüketici davranışlarındaki bu dönüşümü avantaja çevirebilir.

X kuşağının yükselişi, perakende sektöründe yeni bir çağın habercisi olarak görülüyor.

 

--KISA HABERLER—

 

Küresel e-ticaret ödemeleri 2030’a kadar 13 trilyon dolara ulaşacak

Juniper Research’ün yeni analizine göre, küresel e-ticaret ödemelerinin 2030 yılına kadar 13 trilyon doları aşması bekleniyor. Bu tutar, 2025 için öngörülen 8.3 trilyon dolara kıyasla yüzde 57 artış anlamına geliyor. Büyümenin en güçlü şekilde görüldüğü bölgeler, Latin Amerika ve Hint Yarımadası’ndaki gelişmekte olan pazarlar. Bu bölgelerde tüketiciler, erişilebilirliği daha yüksek yerelleştirilmiş dijital ödeme çözümlerini tercih ederek geleneksel kart tabanlı sistemlerden uzaklaşıyor.

Juniper Research Fintech Pazar Araştırmaları Başkan Yardımcısı Nick Maynard, “Her gelişen pazar için doğru yerel ödeme yöntemlerini belirlemek ve desteklemek, uluslararası tüccar büyümesini sağlamak için kritik olacak. Bu aynı zamanda hangi ödeme sağlayıcılarının başarılı olacağını da belirleyecek” diyor.

Juniper’ın E-Ticaret Ödeme Rakipleri Liderlik Tablosu’nda ölçek, ticari güç ve ödeme kabulü gibi faktörlere göre 20 küresel sağlayıcı değerlendirildi. Buna göre 2025’in öne çıkan üç şirketi Stripe, Visa Acceptance Solutions ve PayPal oldu. Bu şirketler, güçlü yerel kabul ağlarını dolandırıcılık tespiti ve uyuşmazlık çözümü gibi katma değerli hizmetlerle dengeleme konusunda öne çıktı. Ancak raporda, pazarın giderek daha meta haline geldiği ve sağlayıcıların birbirine benzer hizmetler sunduğu vurgulandı.

 

ABD bankalarında kara para aklama hesapları yüzde 168 arttı

BioCatch’in araştırmasına göre, ABD finans kuruluşları kara para aklama ve dolandırıcılıkta endişe verici bir artış yaşıyor. 2025’in ilk yarısında doğrulanmış kara para aklama hesapları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 168 arttı. Organize suç örgütleri, yasadışı fonları temizlemek için “katır” ağlarını giderek daha büyük ölçekte kullanıyor.

• Dolandırıcılık hacmi yıllık bazda sabit olsa da seviyeler 2 yıl öncesine göre dört kat daha yüksek.

• En zararlı dolandırıcılık türü yatırım dolandırıcılığı: 2024’te Amerikalılara 6.5 milyar dolar kaybettirdi.

• Sahtecilik ve satın alma dolandırıcılıkları hacim olarak baskınlığını koruyor.

BioCatch raporuna göre stablecoin’ler de kara para aklama için tercih edilen araçlardan biri haline geldi. Uzmanlar, kötü niyetle geliştirilmeseler de stablecoin’lerin dolandırıcıların tercih ettiği kaçış aracı olduğuna dikkat çekiyor.

Araştırma farklı başlıklardaki değişime de işaret ediyor. Örneğin, kredi birliklerinde RAT saldırıları yüzde 55 artmış. Hesap açma dolandırıcılığı yüzde 18 düşmüş ama hesap ele geçirme girişimleri yüzde 13 artış göstermiş. Orta ölçekli kredi birliklerinde kart dolandırıcılığı vakaları beşte bire ulaşmış.

Uzmanlara göre bankaların en büyük zorluğu, suçluların hızına ve karmaşıklığına uygun savunma sistemleri geliştirmek.

 

Dolandırıcıların yeni merkez üssü: Güneydoğu Asya

Eylülün son haftasında Singapur’da düzenlenen uluslararası dolandırıcılık karşıtı kongrede, deneyimli profesyoneller bile siber dolandırıcılıkların ne kadar kolay kandırabileceğini acı bir şekilde deneyimledi. Katılımcılardan “sıraya girmemek” için bir QR kodu taramaları istendi. 50’den fazla kişinin taradığı kodun “quishing” ya da QR kimlik avı olarak bilinen sahte bir gösterinin parçası olduğunu ortaya çıktı. Bu olay, giderek karmaşıklaşan dolandırıcılıklara karşı kimsenin bağışık olmadığını bir kez daha ortaya koydu.

Küresel Dolandırıcılık Karşıtı İttifak’a (GASA) göre, siber suçlular dünya genelinde mağdurlardan yılda yaklaşık 1 trilyon dolar kazanıyor. Güneydoğu Asya, bu yeraltı ekonomisinin merkez üssü haline geldi. Kamboçya, Myanmar ve Laos’taki dolandırıcılık merkezleri, genellikle insan ticareti mağdurlarını hedef alarak dünyanın dört bir yanındaki bireyleri avlıyor. Bölgenin etkisi o kadar büyük ki, ABD yetkilileri, bu merkezlerin Amerika’daki dolandırıcılık kayıplarının üçte ikisine kadarını oluşturduğuna inanıyor.

 

Sosyal medya platformlarını da kullanıyorlar

Singapur polisi verileri, 2024 yılında bildirilen dolandırıcılık vakalarının yüzde 70 arttığını gösteriyor. GASA’nın bölgesel araştırması ise tüketicilerin yüzde 63’ünün son 6 ay içinde telefon, mesaj veya sosyal medya yoluyla dolandırıcılık girişimlerine maruz kaldığını ortaya koydu. Dolandırıcılar, Facebook ve TikTok gibi platformların yaygınlığını istismar ediyor. Bu platformlarda yetersiz denetim, suç içerikli eğitimlerin ve aldatıcı özelliklerin serbestçe dolaşmasına olanak tanıyor.

Dolandırıcılık dalgasını farklı kılan, üretken yapay zekânın giderek artan kullanımı. Bu teknoloji, dolandırıcıların bireylerin konuşma tarzlarına, sosyal medya paylaşımlarına veya görsellerine göre uyarlanmış ikna edici kimlik avı mesajları oluşturmasını sağlıyor. Deepfake video ve ses araçları, aldatmacaya yeni bir boyut ekliyor. Örneğin, geçen yıl İngiltere merkezli mühendislik grubu Arup’un Hong Konglu bir yöneticisi, dolandırıcıların kıdemli bir meslektaşının sesini ve görüntüsünü dijital olarak kopyalaması sonucu 25 milyon dolarlık bir transfer yetkisi verdi.

İşletmeler de “subdoMailing” gibi tekniklerden kaynaklanan risklerle karşı karşıya. Bu yöntemde, dolandırıcılar yasal şirketlerin alt alan adlarını kullanarak kimlik avı e-postaları gönderiyor. Guardio Labs, eBay’den CBS’ye kadar 8 binden fazla şirketin bu şekilde hedef alındığını bildirdi. Uzaktan çalışmanın yaygınlaşması, çalışanların dijital iletişim kanallarına daha fazla güvenmesiyle bu tehditleri daha da görünür kıldı

Dolandırıcılıkların kişisel maliyetleri de ağır. Özellikle gençlerin uygunsuz görüntüleri paylaşmaya zorlandığı cinsel şantaj planları, son 4 yılda 50’den fazla intiharla bağlantılı bulundu. Failler internette görünür olmalarına rağmen, çok azı yargılanıyor, bu da mağdurların genellikle tazminatsız kalmasına neden oluyor.

Yorumlar

0 yorum

Yorum bırak

Yorumunuzu bizimle paylaşın.

Yorumlar yayına alınmadan önce kontrol edilir.

Henüz yorum yok.