Yeni egemen: Dijital kimlik
Blokzinciri teknolojisi, dijital kimlik doğrulama süreçlerinde güvenlik, şeffaflık ve verimlilik sağlayarak devrim niteliğinde yenilikler içeriyor. Bu teknoloji yalnızca KYC süreçlerini yeniden tanımlamayı değil, aynı zamanda dijital çağda bankacılığın ve finansal teknolojilerin geleceğini de şekillendirmeyi vaat ediyor...
İlgili Etiketler

PSM // ÖZEL HABER
Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) 30. kuruluş yıl dönümünü kutluyor. Bu önemli sivil toplum kuruluşu, ülkemizin bilgi toplumuna dönüşebilmesi için bilimsel araştırmalar yapıyor, yeni teknolojileri takip ederek bunların sosyal ve ekonomik hayata etkilerini inceleyip raporlar sunuyor, projeler geliştirip uygulanmalarını sağlamaya çalışıyor.
TBV liderliğinde kurulan Blockchain Türkiye Platformu ise “Türkiye’de sürdürülebilir blokzinciri ekosistemi yaratmak, bu teknolojiyle yeni iş yapış biçimlerinin önündeki zorlukların aşılmasına yönelik bir paylaşım platform oluşturma” misyonuyla yola çıktı.
Bu kapsamda finans, bankacılık ve sigortacılık, sağlık, on-chain, hukuk ve regülasyon, vergi, muhasebe ve denetim, uluslararası ve akademik ilişkiler, kripto varlık hizmet sağlayıcıları, mobilite ve akıllı yaşam çalışma gruplarıyla ekosisteme katkı sunuyor. Çalışma grupları etkinlikler, yayınlar, eğitimler, içerikler sunup sektör oyuncularıyla iş birlikleri yürütüyor.
Dünyada gelişmekte olan blokzinciri teknolojilerindeki fırsatların tespiti ve bunların endüstri üzerine etkilerinin incelenmesiyle yeni stratejiler belirlemeye çalışan On-Chain Çalışma Grubu, Haziran 2025’te Yapı Kredi Teknoloji liderliğinde “Dijital Kimlik Sistemleri ve Sektörel Etkileri” raporunu yayınlayarak ekosisteme sundu. Rapor, dijital kimlik sistemlerinin kavramsal ve teknolojik altyapısını, güvenlik boyutlarını, hukuki ve yasal düzenlemelerini, finans başta olmak üzere diğer sektörlerdeki kullanım alanlarını detaylı şekilde ortaya koyuyor.

Yeni paradigma: Kimlik değişimi
Dijital dönüşümün önemli bir parçasını oluşturan dijital kimlik, kullanıcı adı ve şifresiyle başlayan serüvenine; bireyin, kurum ve kuruluşların dijital varlığını, haklarını koruyan ve düzenleyen, iş süreçlerinin daha güvenli ve hızlı hale gelmesini sağlayan stratejik bir egemen olarak devam ediyor.
Raporda kimlik yönetim sistemlerinin kapsamı, kullanıcıların dijital kaynaklara erişimini düzenlemek; kimlik doğrulama, yetkilendirme ve güvenlik sağlamak olarak nitelendiriliyor.
Kimlik yönetim modellerini ise merkezi, federe, kullanıcı merkezli ve kullanıcı egemen olarak tanımlıyor.
• Merkezi yönetimde, kimlik bilgileri merkezi tek bir otoritenin kontrolünde tutulup erişilebiliyor.
• Federe modelde, güven ilişkisine dayalı olarak farklı organizasyonlar veya servis sağlayıcılar arasında kimliklerin paylaşılmasına imkan sağlanıyor.
• Kullanıcı merkezli modelde, kullanıcı kendi kimlik bilgilerini yönetme konusunda tam kontrol sahibi olmaya başlıyor.
Sonuncu aşama kullanıcı egemen kimlik yönetiminde ise kullanıcı kimliğine tam anlamıyla sahip oluyor, kimlik verilerini saklama, paylaşma ve doğrulama süreçlerini aracısız ve blokzinciri temelli bir yapıda yönetebiliyor. Bu yaklaşım kimlik yönetimini bireysel egemenlik seviyesine taşıyor. Artık kimlik, devletin veya kurumun verdiği bir belgeden ziyade, bireyin kendi dijital yaşamının belirleyicisi haline geliyor.
Teknoloji ve altyapı
Rapor, dijital kimlik sistemlerine baz teşkil eden altyapı standartlarına çok detaylı yer veriyor. Bu kapsamda World Wide Web Consortium (W3C) merkezi olmayan tanımlayıcılar bir kişiyi veya dijital varlığı temsil eden kimlikler olarak belirtilirken, doğrulanabilir kimlik bilgileri veri modelinin kimlik bilgilerini güvenilir bir şekilde temsil edilmesi için önerilen standart olduğu vurgulanıyor.
Dijital kimlik sağlayıcılarının doğrulanabilir kimlik bilgilerini kullanıcılara iletmesini sağlayan bir API standardı olarak “açık cüzdan” (open wallet) yapısı anlatılıyor. Ek olarak 2020-2023 yıllarında yayınlanan dijital kimlik ISO standartları detaylıca veriliyor.
Blokzinciri tabanlı dijital kimlik işlemlerinin nasıl yürütüleceği, hangi veri yapılarının kullanılabileceği, sistemler arası uyumların ve uygun altyapıların oluşturulması amaçlarıyla çalışan gönüllü topluluklar ve misyonları raporda anlatılıyor.
Dijital kimlik altyapıları, kullanıcılara bankacılık, sağlık, eğitim ve devlet hizmetleri gibi pek çok sektörde daha güvenli ve verimli çözümler sunulmasını sağlıyor. Raporda uluslararası alanda Sovrin, Cheqd, Microsoft Entra ID ve ID2020 gibi projeler öncü örnekler arasında gösteriliyor. Türkiye’de de 24 Kasım’da yayınlanan Dijital Türk Lirası İkinci Faz İlerleme Raporu’nda da belirtilen SSI Türkiye Dijital Kimlik Ağı bu dönüşümün yerel yansıması olarak öne çıkıyor. TÜBİTAK’ın altyapısını geliştirdiği, Yapı Kredi Teknoloji’nin de TÜBİTAK ile birlikte işlettiği bu girişim, sadece dijital erişimi kolaylaştırmakla kalmıyor, aynı zamanda güven, mahremiyet ve kullanıcı deneyimi dengesini yeniden tanımlıyor.
Güvenlik, gizlilik ve yasal boyut
Dijital kimliğin yaygınlaşmasında en önemli konu başlıklarından biri de güvenlik. Blokzinciri teknolojilerine özel çeşitli güvenlik tehditleri söz konusu. Kamu/özel (public/private) çözümleri benimseyen şirketler, bunları dikkatlice değerlendirmeli.
Rapor bu noktada siber saldırılar kapsamında DeFi saldırıları, fidye yazılımı, oltalama atakları gibi birçok tehdit ve riskler konusunda örnekler veriyor. Hangi açık noktaların bunlara sebebiyet verdiği ve sonuçlarının neler olabileceğini de tüm açıklığıyla paylaşıyor.
Ancak teknik güvenlik kadar kritik bir unsur da hukuki güvenlik. Türkiye’de KVKK, Avrupa’da ise GDPR ve eIDAS düzenlemeleri, dijital kimliğin yasal statüsü açısından çok önemli. Dijital kimliğin geçerliliği, artık sadece teknolojiyle değil, etik ve yasal sorumluluklarla da tanımlanıyor.
Rapor, dünyada ve ülkemizdeki hukuki düzenlemeler, yönetmelikler, kullanım ve etkileri üzerine detaylı bilgilendirme yaparken dijital kimlik teknolojilerinin benimsenmesi üzerine ihtiyaç duyulan düzenlemeler konusunda da öneriler paylaşıyor.
Sektörel dönüşümün katalizörü
Blokzinciri teknolojisi, dijital kimlik doğrulama süreçlerinde güvenlik, şeffaflık ve verimlilik sağlayarak devrim niteliğinde yenilikler içeriyor. Bu teknoloji yalnızca KYC süreçlerini yeniden tanımlamayı değil, aynı zamanda dijital çağda bankacılığın ve finansal teknolojilerin geleceğini de şekillendirmeyi vaat ediyor. Blokzinciri tabanlı kimlik altyapısı, dijital para projeleri ve akıllı sözleşmelerle bütünleşerek daha güvenli bir finansal ekosistem sunuyor.
Dijital kimlik, devrimsel yapısıyla neredeyse her sektörü dönüştürme potansiyeline sahip. Kamu hizmetlerinde dijital kimlik, vatandaş odaklı yaklaşımlar, sağlıkta hasta verilerinin güvenli taşınması, tedavi sürekliliğinin sağlanması, eğitimde dijital diploma ve sertifikalar, ulaşım ve turizmde dijital pasaport, sınır geçişlerinde hız ve güvenlik sağlanması gibi birçok örnek raporda aktarılıyor.
Blockchain Türkiye Platformu’nun raporu, içinden geçtiğimiz bu dönüşümün yalnızca teknolojik değil kültürel, etik ve toplumsal bir değişim olduğunu net bir biçimde ortaya koyuyor. Dijital kimlik artık yalnızca “kim” değil, “kimin” olduğu sorusunun da cevabını veriyor. Ve bu cevap, dijital geleceğin en güçlü anahtarlarından birini temsil ediyor.
İlgili Etiketler
Yorumlar
0 yorumHenüz yorum yok.
