Kredi kartlarında yeni dönem

Harcama limitleri sınırlanıyor, asgari ödeme oranları yükseltiliyor, ürün ve sektör bazında taksit azaltımı geliyor

Ekonomi yönetimi kredi kartlarında yeni bir düzenlemeye gidiyor. Artık kredi kartı limitleri gelirle ilişkilendirilecek, asgari ödeme oranı daha da artırılacak. Bu doğrultuda Tüketici Yasası’nda değişiklik yapıldı ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) “Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik”i Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Ancak bu düzenlemelerin yeni kredi kartı alacaklar için geçerli olacağını belirtelim...

Neler değişti?

Yeni düzenlemeye göre, ilk defa kredi kartı sahibi olacak bir gerçek kişinin, tüm kart çıkaran kuruluşlardan temin ettiği kredi kartları için tanınacak toplam kredi kartı limiti, ilk yıl için ilgilinin aylık ortalama net gelirinin 2 katını, ikinci ve sonraki yıllar için ise 4 katını aşamayacak.
Yine ilk defa kredi kartı sahibi olacak bir gerçek kişinin, aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyinin tespit edilememesi durumunda, tüm kart çıkaran kuruluşlardan edinilebilecek toplam kredi kartı limiti en fazla bin lira olabilecek.
Bin liraya kadar limitler hariç olmak üzere, aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyi, kart hamili tarafından beyan edilen ve ilgili kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden tespit edilecek.
Kart çıkaran kuruluşların, müşterileri hakkında müşterinin kredi ödeme performansı, varlık ve yükümlülükleri, sosyal statüsü, eğitim düzeyi, yaşı ve benzeri ödeme gücünün değerlendirilmesinde etkili olabilecek hususlara ilişkin alacakları beyan ve temin edecekleri belgeler çerçevesinde yapacağı değerlendirmeler, ilgili kuruluşça yapılacak teyit niteliğini taşıyacak.

Limit artışı nasıl olacak?

Limit artış işlemi öncesinde, ilgili kişinin gelir düzeyi kontrol edilecek. Yapılan kontrollerde, kart çıkaran kuruluşlardan temin edilen toplam kredi kartı limitinin kart hamilinin gelirinin 4 katını aştığının tespiti durumunda, bu kartlar hakkında limit artış işlemi yapılmayacak.
Kredi kartlarında uygulanan borç/gelir oranının diğer bireysel kredilere de genişletilmesi üzerinde çalışılıyor.

Asgari ödemeye kademeli artış

Kredi kartı limiti 15 bin liraya kadar olan kredi kartlarına ilişkin ödenmesi gereken asgari tutar, dönem borcunun yüzde 25’inden 30’una, 15 bin liradan 20 bin liraya kadar limitli kredi kartları içinse yüzde 30’dan 35’e çıkarıldı. Kart teslimi sırasında, kart sahiplerine bu bilgi yazılı olacak verilecek ve kredi kartı sözleşmelerinde de bu husus açıkça belirtilecek.
Yeni düzenlemelerle ayrıca, bir yıl içinde asgari ödeme tutarının toplam 3 kez ödenmemesi halinde dönem borcunun tamamı ödeninceye kadar kullanım ve nakit alımına kapatılacak ve limit artırımı yapılmayacak.

Taksitler sınırlandırılıyor

Kredi kartlarında ve bazı tüketici kredilerinde ürün bazında taksit sayısına sınır getirilmesi de gündemde. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Orta Vadeli Programı açıklarken bu konuda şu değerlendirmeyi yapmıştı: “Ayakkabıya 24 taksit yapılıyorsa burada bir sorun görüyoruz. Mobilyada taksitin uzun olmasında problem yok...”
Bunun üzerine BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) Başkanı Mukim Öztekin, kredi kartıyla alışverişlerde genel taksit sayısını 9 ayla sınırlandıran düzenlemenin yılbaşından önce yürürlüğe girebileceğini açıkladı. Sınırlandırma yapılırken en çok hangi sektörlere ilişkin alışverişlerde taksitlendirme yapıldığına bakıldığını kaydeden Öztekin, 9 ayın da “taksit erteleme imkanları da dahil” olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. 
“Birinci hedefimiz tasarrufları artırmak. Cari açığı da kısmen azaltacağını umuyoruz” yorumunu yapan Öztekin, düzenlemenin büyümeye olumsuz etkisinin az olacağını öngördü. 
Tasarıya göre taksit sayısı genelde 9 ay; elektronik, kuyumculuk ve iletişimde 6 ay, beyaz eşya ve mobilyada ise 12 ayla sınırlandırılıyor. Benzer şekilde tüketici kredilerinin vadesi 36 ayı, taşıt kredilerinin vadesi ise 48 ayı geçemeyecek

“Karttan boşalan alanı tefeci doldurabilir”

Kredi kartlarıyla ilgili yeni düzenlemelere ilişkin en sert çıkış Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş’ten geldi. Katıldığı bir TV programında kredi kartı kullanımı kısıtlayacak düzenlemelerle ilgili konuşan Ateş, önü açık bir sektörün kısıtlanmaması gerektiğini söyledi:
“Bu yıl kredi kartıyla yapılan günlük harcama ortalama 1 milyar TL seviyesinde. Kredi kartıyla harcamayı sınırladığınızda ihtiyaç ortadan kalkmıyor. Kampanyalar daraldığında tüketime ve aynı zamanda üretime de darbe vurursunuz. Kredi kartından boşalan alanı ‘ayaklı banka’ ya da tefeciler doldurabilir. Nakit ekonomisi kaydi ekonomiye çevirmek ekonomiyi kayda almaktır. Türkiye’de banka hizmeti alanların oranı yüzde 42. Daha gidecek yolumuz var. İleri giden bir sektörü aşırı kısıtlamamak gerekir.”

Öngör: “İki hayır, iki evet”

60 milyar doları aşan dış ticaret açığı da hükümeti bu alanda yeni tedbirler almaya yönlendiriyor. Tüketimi kısmak isteyen ekonomi yönetimi de özellikle kredi kartlarıyla yapılan harcamaları frenlemek istiyor. Bunu yaparken de aynı zamanda düşük olan tasarruf miktarının artırılması öngörülüyor. Yakında uygulamaya geçirilmesi planlanan tedbirler paketi hem bankacıları hem reel sektörü hem de tüketicileri yakından ilgilendiriyor. Yeni düzenlemeleri kredi kartlarının kitlelere yayılmasında büyük katkısı bulunan bankacılık sektörünün duayen ismi Garanti Bankası eski genel müdürü Akın Öngör’e sorduk. 
Öngör, PSM’ye yaptığı açıklamalarda konuyu kamu otoritesi ve bankacılık sektörü olarak iki cephe olarak değerlendiriyor:
“Yeni tedbirler bankaların çok geniş bir iş olanağının kısılması anlamına geliyor. Tüketici açısından baktığınızda, senet sepetle alışveriş yerine kartla yapılan taksitli alışveriş tüketicinin ihtiyaçlarının karşılanması açısından önemli. Tüketici açısından da yararlı. Bu yüzden getirilecek kısıtlamalar hem bankacılık sektörünü hem de tüketiciyi zorlayacak gibi görünüyor.
Kamu yönetimi ve ekonomi politikası açısından baktığınızda ise ülkenin tasarruf oranının artması için tüketimi azaltmaya yönelik bu hareket doğru bir yaklaşım olarak gözüküyor.
fiimdi kamu otoritesinin almış olduğu karar haksız mıdır? Hayır. Bankacılar ve tüketiciler açısından beğenilir mi? Ona da hayır. Hep şunu söylemek durumundayız: Biz kamu otoritesinin yerinde olsak bu kararı alır mıydık? Kesinlikle evet. Bankacılar olarak bu kararın alınmasından mutsuz olur muyduk? Ona da evet.”

Kızılot: Olumlu ve olumsuz yönleri

Prof. Dr. Şükrü Kızılot, kredi kartına gelen yeni düzenlemenin getireceği pozitif ve negatif yönlerini Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde kaleme aldı. İşte Kızılot’un o yazısında öne çıkan önemli noktalar:

Olumlu yönleri

Özellikle 12 taksitle altın ya da kontör satmış gibi “POS tefeciliği” yapanları ortadan kaldıracak veya minimum düzeye indirecek olması, son derece olumlu. Vatandaşa 12 taksitte altın veya kontör satmış gibi işlem yapıp, “sahte fatura” düzenleyen ve bu yolla komisyon karşılığı para satarak haksız gelir elde eden kuyumculara ve kontör satıcılarına “dur” deniliyor.
Beyaz eşya, elektronik eşya ve aletler, mobilya, perakende giyim, yurtiçi ve yurtdışı tatil turları gibi diğer sektörlerde “kredi kartı taksit sınırlandırması” ve tüketici kredilerine, konutta olduğu gibi sınırlama getirilmesi ise birer “frenleme” unsuru olabilecek. Bu uygulamalarla iç tüketimi kıyaslayıp, tasarrufları artırma, ithalatı azaltma ve cari açığı aşağı çekme amaçlanıyor.

Olumsuz yönleri

Yeni düzenlemelerle bir yandan bankalara “kredi kartı taksitlerini azalt” mesajı verilirken, diğer yandan bankaların müşterilerine verdiği kredi kartı limitlerini gelire göre düzenleterek banka müşterilerine “ayağını yorganına göre uzat” mesajı veriliyor. Bu yöndeki “ani frenleme”, tüketicilerin özellikle ciddi tutarda borçlu olan kesimini zor durumda bırakabilir. “Aşamalı bir azaltma” ise yaşanabilecek sorunları azaltabilir. Taksitlendirme olayındaki “sıkı fren” işletmelerin önemli bir kısmını olumsuz yönde etkileyecektir. Taksitli işlemlerin, talep yaratan ya da talebi artıran bir uygulama olduğu bir gerçek. BKM verilerine göre, yılın ilk 9 ayında kredi kartıyla yapılan ödeme tutarının yüzde 28’inde taksit seçeneği kullanıldı.

Ekonomiye olumlu etkileri

1) Belgesiz alışverişi önlüyor: Kredi kartıyla yapılan ödemelerin karşılığında, mutlaka fiş ya da fatura düzenlendiği için vergi kaybı önleniyor. Daha açık bir anlatımla; KDV satıcının cebine gitmiyor, elde edilen kazancın gelir ya da kurumlar vergisi ödeniyor.
2) Satıcıyı da belge almaya zorluyor: Banka kredi kartıyla yaptığı satışlara fiş ya da fatura düzenleyenler, mal alışları için de fatura almak mecburiyetinde kalıyor.  Örneğin, konfeksiyon satan-toptancıdan, toptancı-fabrikadan, fabrika-kumaşçıdan, kumaşçı-iplikçi ve boyacıdan, iplikçi-pamukçudan tüm mal alışları için belge almak zorunda kalıyor.
3) Ekonomide canlılık yaratıyor: Taksit gibi uygulamalarla, tüketicinin alım gücü artıyor. Perakende satışlarda, cironun önemli kısmı taksitli satışlardan oluşuyor. Bu da ekonomide canlılık yaratıyor.
4) Kayıt dışı istihdam önleniyor: Ücret ödemelerinin bankalar aracılığıyla ve kartlı sistemler kullanılarak yapılması, kayıt dışı istihdamı önlediği gibi, kayıt içinde kayıt dışılığı yani bordroda düşük ücret göstermeyi de engelleyebiliyor.
5)  Ücretlilere vergi iadesinin kaldırılmasının olumsuz etkilerini önlüyor: Banka kredi kartlarıyla yapılan ödemelerin karşılığında, mutlaka fiş veya fatura düzenleniyor. Bu da ücretlilere vergi iadesinin kaldırılmasından kaynaklanan, belgesiz alışverişi önemli ölçüde önlüyor. Kartlı harcamalara yüzde 2-3 nakit puan verilmesi sistemi daha etkin kılabilir.
6) Harcama-vergi geliri etkisi: Kredi kartı harcamalarındaki yüzde 1’lik artış, vergi gelirlerini on binde 5 artırıyor. 1.000 TL’lik nakit kullanımı yerine 1.000 TL’lik kredi kartı kullanımı vergi gelirini 20 TL artırıyor.
7) Büyümeyi sağlıyor: Kredi kartları ile 1.000 TL’lik harcama GSMH’yi 0.0142 TL artırıyor. Bir taraftan büyümenin ihtiyaç olduğu talebi yaratılırken, diğer taraftan da büyümeyi sağlayan yatırımlara finansman oluşturuyor.

Canko: “Artık birikimlerimiz için de kredi kartı kullanıyoruz”

Dünyada kartlı ödeme fikrinin ortaya atılmasının üzerinden 126, ilk kredi kartının piyasaya sunulmasının üzerinden 63 yıl geçti. Kartlı ödeme sistemleri Türkiye’de ise 1968 yılında hayatımıza girdi. Ancak yaygın kullanımı 1990’lardan itibaren oldu. 1990 yılında 13 bankanın ortaklığıyla kurulan Bankalararası Kart Merkezi, ödeme sistemlerine yaptığı yatırımlarla, otoriteler de çağdaş düzenlemelerle sistemin gelişimi ve büyümesinde önemli etken oldu.
Peki kredi kartı kullanımına yönelik son düzenlemelere BKM nasıl bakıyor? İşte BKM Genel Müdürü Soner Canko’nun değerlendirmeleri:
“Kartlı ödeme sisteminin bugün geldiği noktayı incelediğimizde kartların, hane halkının temel zorunlu ödemelerinin önemli aracı olduğunu görüyoruz. Bunlar arasında elektrik, su, doğalgaz ödemelerini de sayabiliriz. Son dönemde birikimlerimize yönelik yaptığımız ödemelerde de kredi kartını kullanmaya başladık. Emeklilik Gözetim Merkezi verilerine göre bireysel emeklilik ödemelerinin yüzde 61’lik kısmı kredi kartlarıyla yapılıyor. Bu oran, tasarrufların artması ve finansal istikrarın sağlanmasında kredi kartlarının ne derece önemli bir rol üstlendiğini de ortaya koyuyor. Kredi kartıyla sigorta ve vergi ödemeleri de dikkat çekiyor.

Limiti gelirinin 4 katından fazla olanlar % 11

Limitin gelirle ilişkilendirilmesine ve asgari ödeme oranının artırılmasına yönelik kararların da hem kartlı ödeme pazarına hem de Türkiye ekonomisine orta ve uzun vadede olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Aslında limitin gelirin dört katıyla sınırlandırılması bankaların da kart kullanıcılarının da yabancı olmadığı bir uygulama. LKS (Limit Kontrol Sistemi) adı verilen ve ilk kez kredi kartı alan bir kullanıcının toplam limitini ilk yıl aylık gelirinin en fazla 2 katı, ikinci yıl ise aylık gelirinin en fazla 4 katı olacak şekilde sınırlandıran bir sistem zaten var. Dolayısıyla biz bu değişikliği LKS’nin genişletilmesi olarak yorumluyoruz. LKS, hem kullanıcılarda kart bilincinin oluşmasına katkı sağlayan hem de bankaların risklerini daha etkin yönetmesine aracılık eden önemli bir araç olduğu için düzenlemenin kartlı ödeme pazarını olumlu etkileyeceğini söylemek yanlış olmaz. Kart kullanıcılarının sadece yüzde 11’inin gelirlerinin 4 katından fazla limite sahip olduğu düşünüldüğünde de bankaların mevcut durumda riskini iyi yönettiğini söyleyebiliriz.

Sektör dışından borçlanma riski oluşabilir

Asgari ödeme oranının yükseltilmesi ve asgari ödemenin üç kez ödenmemesine yönelik kararlar ise küçük farklılıklarla zaten uygulanıyor. Bunlar bankalar ile kart sahiplerinin risklerini daha iyi yönetebilmesini amaçlayan uygulamalar. Ancak 2011 yılında da yapılan benzer bir düzenlemeyle asgari ödeme oranları yükseltilmiş ve o dönemde bu değişikliğe hazırlıksız yakalanan ve nakit akışını yönetemeyen kart sahiplerinin borçlarını ödeyemediğini ve kanuni takibe giren kart sayısında artış yaşandığını görmüştük. Değişiklik sonrasında kartların yüzde 90’ının asgari ödeme oranının yükseleceğini ve 2011’de olduğu gibi kanuni takibe giren kart sayısında artış yaşanabileceğini öngörüyoruz. Öte yandan, yeni düzenleme sonrasında finans sektörü dışında borçlanmanın artabileceğini ve bunun da kayıt dışını gündeme getireceğini söyleyebiliriz. Buna sektör olarak hazırlıklı olmalıyız.
Taksit seçeneğinin sektör bazında farklılaştırılmasının bankaların da uyguladığı bir yöntem olduğunu biliyoruz. Hatırlanacağı üzere 2005 yılında, kartların en yoğun kullanıldığı gıda ve akaryakıt alışverişlerinde taksit uygulamasına bankalar tarafından son verilmişti. 
Taslakla ilgili sadece bankacılık sektörü değil özellikle perakende sektörü olmak üzere tüm paydaşlar görüşlerini belirteceklerdir ve bu süreç neticesinde düzenleme son halini alıyor olacaktır. Şüphesiz ki bugüne kadar olduğu gibi  bankacılık sektörü nihai kararlara hızla uyum sağlayacaktır. Ancak son 10 yılda ülkemizdeki büyümeye yönelik önemli katkıları olan, kayıt dışını azaltan ve perakende gibi birçok sektörün büyümesine aracılık eden ‘kartlı ödeme sistemleri’ konusunda yapılan düzenlemelerin tüm paydaşlar için büyük önem taşıdığı açıktır.
Mal ve hizmet alım işlemlerinde yapılan sınırlamaların, kredi kartı ile gerçekleştirilen nakit çekim işlemlerde uygulanması ise kart kullanıcılarının sistem içinde limitleri dahilinde borçlarını yapılandırmak için kullandıkları finansman imkanını kısıtlamaktadır. Taksitli nakit avans kullanan kart kullanıcılarının toplam borç bakiyesinin değişimi incelendiğinde yaklaşık yüzde 55’nin borcu, taksitli nakit avansı kullandıkları aydan sonra düşmüş veya yaklaşık aynı seviyelerde kalmıştır. Taksitli nakit avans, hem tüketici davranışı açısından hem de risk yönetimi açısından kart üzerinden verilen limit dahilinde bir tüketici kredisi uygulamasıdır. Bu nedenle taksitlendirme sürelerinde yapılacak kısıtlama aylık ödenmesi gereken borcu artırarak kart kullanıcısının sistem içinde kalmasını zorlaştırabilir ve kişileri kayıt dışına kaydırabilir.”

YORUM YAP

YORUMLAR (0)

Yandex.Metrica