Piyasalarda bekle-gör dönemi

Geçen hafta ABD Merkez Bankası toplantısının ardından yapılan açıklamalar, piyasa dostu olarak algılandı. TCMB de faiz oranını yüzde 19’a çekti. Hedef olarak enflasyonun düşürülmesine öncelik verildi.

Sonrasında da cuma akşamı Merkez Bankası Başkanı değişti. TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak.

Piyasalarda yoğun gündem ile birlikte dalgalı seyir devam ediyor. Geçtiğimiz haftanın öne çıkan gündemleri ABD uzun vadeli tahvil faiz oranlarıyla birlikte merkez bankaları karar ve açıklamaları oldu. Çarşamba günü ABD Merkez Bankası (Fed) toplantısı vardı. Faiz değişimi zaten beklenmiyordu. Toplantı sonrası yapılan açıklamalar ise piyasa dostu olarak algılandı. Faizin 2023 yılına kadar arttırılmayacağı, varlık alımlarının devam edeceği ve ekonomideki büyüme oranlarının yukarı yönlü revize edilmesi gibi açıklamalar piyasaların duymak istediği türdendi. Bu açıdan ‘güvercin tonda’ kabul edilip piyasalara olumlu yansıdı. Ayrıca, “enflasyonun yüzde 2’nin üzerine geçici olarak çıkması faiz artışı standartlarını karşılamaz” yönünde açıklamalarla enflasyon yükselse de rahat olun mesajı verildi. Ancak piyasaların son dönemdeki önemli referanslarından biri haline gelen ABD 10 yıllık bono faiz oranı enflasyon kaygılarıyla yükselişini sürdürdü. Düşük faiz, bol likidite, ekonomilerde toparlanama eğiliminin sürüyor olması, petrol ve gıda fiyatlarındaki yükseliş gibi faktörler üst üste koyulduğunda enflasyon beklentilerinin artmasını olağan karşılamak gerekir. Bu durum perşembe günkü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kararları için de önemli donelerdi. Bir de bunların üzerine son dönemde Türkiye’nin de dahil olduğu gelişen ülkelerden fon çıkışı eklenince TCMB sürpriz bir hamle yaptı ve bir puanlık artış beklentisine karşılık faiz oranını iki puan arttırarak yüzde 19’a çekti. Toplantı metninde, parasal sıkılaştırma ve yüksek faiz politikasına devam derken enflasyonda önümüzdeki günlerdeki artış beklentisine yönelik olsa gerek ‘önden yüklemeli’ faiz artışı vurgusu yapıldı.

HEDEF ENFLASYON

Yüksek faizle birlikte döviz kurları ve talebi baskı altına alıp enflasyonu düşürmek, TL’ye cazibe kazandırmak ve yabancı para mevduatlarındaki çözülmeye zemin hazırlamak, dış dalgaya ket vurmak, ekonomideki yavaşlama ile cari açığı azaltmak, rezerv biriktirme amaçlanmış olabilir. Ancak yüksek faiz ile birlikte ekonomik büyümeden çok enflasyonun düşürülmesine öncelik verildiği, tercihin enflasyon olduğu anlaşılıyor. Yüksek faizin yansıması olarak ekonomide yavaşlama beklentisi artarken hisse senetleri için de önemli bir alternatif oluşmuş durumda. Mevduat ve kredi faiz oranları yükselecek haliyle. Faiz artışını zirve seviyelerinde karşılayan Borsa İstanbul’da faiz artışı sonrası bir yükseliş denemesi olsa da ardından sert kâr satışları görüldü. Diğer yandan TCMB’nin faiz kararının ardından Türkiye’nin risk (CDS) primi düşerek 300 seviyelerine geri çekildi. Geçtiğimiz günlerde 343 seviyesini görmüştü. Faiz artışının en bariz etkileri ise döviz kurlarında hissedildi ve sert geri çekilme yaşandı. Yüksek faiz bir nevi ateş düşürücü işlevi gördü. Ateş düşürmenin hastalığın tedavisi için yeterli olacağını söylemek zor. Sonuca yönelik bir hamle ve tedavi için zaman kazandırır. Önden yüklemeli faiz artışı tabiri kayda değer bir açıklama. Bir önceki başkan Murat Uysal döneminde önden yüklemeli faiz indirimi yerini önden yüklemeli faiz artışına bırakmış görülüyor.

FAİZ İNDİRİMLERİ

Piyasanın şimdilerdeki beklentisinin bu faiz artışının yeterli olduğu, sonbahar gibi faiz indirimlerinin başlayacağı yönünde. Fakat cuma akşamı piyasalar kapandıktan sonra gelen TCMB başkan değişimi haberi yeni ve bambaşka bir sürpriz oldu. Naci Ağbal görevden alındı, yerine Şahap Kavcıoğlu atandı. Bu değişimin piyasa fiyatlamasını yarından itibaren görebileceğiz. Yeni başkan ile TCMB faiz ve para politikasında değişim olup olmayacağını ise zaman içinde görme imkanımız olacak. Kasım ayında Naci Ağbal’ın başkan olmasıyla radikal bir politika değişimi olmuştu.

PİYASALAR DUYARLI HALE GELEBİLİR

SALGIN hastalıklar ilgili vaka sayılarındaki artış ve mutasyon haberleriyle aşı uygulamalarındaki yavaş ilerlemeye piyasalar bir süredir duyarsızdı. Vakaların fazlaca arttığı Fransa’da başkent Paris dahil 16 bölgede 4 haftalık tam kapanma haberi oldukça dikkat çekti. Bu haberlerin devamı gelirse piyasalar bu yöndeki gelişmelere daha duyarlı hale gelebilir. Nitekim petrol fiyatlarında geçen haftaki düşüşte kâr satışları, stok artışları yanında kısıtlama tedbirlerinin de payı var. Bu yönü ile bakıldığından bazı tepkilerin verilmeye başladığı görülüyor. Diğer yatırım araçlarında henüz ciddi bir tepki görülmüyor. Ama bu yöndeki gelişmeleri yakından izlemekte yarar var.

BORSALARDA KÂR SATIŞLARI HÂKİM

ENFLASYON kaygılarıyla ABD uzun vadeli tahvil faiz oranlarındaki yükseliş gelişmiş ve gelişmekte olan borsalarda kâr satışlarını beraberinde getirdi. ABD ve Almanya gibi gelişmiş ülke borsalarında daha sınırlı bir etkiden söz etmek mümkün. Ancak Borsa İstanbul’un dahil olduğu gelişen ülke borsalarında bu etki biraz daha derin görünüyor. Faiz, hisse senetleri için önemli bir alternatif olmuştur. Bu açıdan kâr satışlarını doğal karşılamak gerekir. Fed başta olmak üzere küresel ekonominin öncü ülkelerinde merkez bankaları faiz oranları düşük kalmaya devam edecek. Fed için 2023 yılına kadar diye takvim dahi veriliyor. Her ne kadar tahvil faiz oranları yükselse de bu durum piyasalar için çok önemli bir referans. Belli bir seviyeye geldi mi (bu seviyenin ABD 10 yıllık tahvil faiz oranı için yüzde 2 olduğu anlaşılıyor) müdahale gelebilir. Hem yeni ABD Hazine Bakanı Yellen, hem de Fed Başkanı Powell’ın yüksek enflasyon ile mücadele için araçlarının bulunduğu yönünde söylemleri vardı. Diğer yandan Türkiye’nin de içinde bulunduğu gelişen ülkelerde korunma amaçlı faiz artırım hamleleri gelmeye başladı. Geçtiğimiz hafta Rusya ve Brezilya merkez bankaları faiz artırımına gittiler. Rusya Merkez Bankası faizini 25 baz puan artışla yüzde 4.50 seviyesine yükseltirken Brezilya Merkez Bankası da 75 baz puanlık artışla faizi yüzde 2.75’e çekti. Her ülke kendi koşullarına göre gardını alıyor. 


Piyasalarda bekle-gör dönemi

Borsada kâr satışları sürüyor. İlk destekler 1.510-1.500 seviyelerinde görülürken bu seviyelerin altında verilecek destek noktaları 1.480 ve 1.443 seviyelerinde. Olası tepki alımlarında ilk direnç ise 1.550 seviyesinde bulunuyor. Çıkışın devamı için ilk aşama bu seviyelerin geçilmesi önemli olacak. Sonraki dirençler 1.580-1.590 seviyelerinde. Endekste son dönemde belirmeye başlayan düşüş formasyonlarından “üçlü tepe” formasyonunun işlerlik kazanıp kazanmayacağı da endeksin seyri açısından önemli olacak. Endekste kâr satışı ve teknik düzeltme sürecinin devamı olasılığı yüksek.

DOLAR/TL’DE KÂR SATIŞLARI GÖRÜLDÜ

Piyasalarda bekle-gör dönemi

DOLAR/TL kurunda kâr satışları ivme kazandı. İlk destekler 7.20-7.10 seviyesinde görülürken sonraki destek seviyeleri 7.00 ve 6.90 seviyesinde bulunuyor. İlk dirençler ise 7.35-7.40 seviyelerinde. Bu seviyelerin üzerinde 7.50 ve 7.65-7.78 sonraki direnç seviyeleri. Sert düşüşe bağlı olarak tepki alımları görülebilir.  Zeynel Balcı / Hürriyet

YORUM YAP

YORUMLAR (0)