TÜSİAD YİK Başkanı Özilhan: Faizde kalıcı düşüş reformlarla sağlanır

TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan, faizlerin düşürülmesi için enflasyonun düşürülmesi, ekonomik reformların yapılması, siyasi ve jeopolitik risklerin hafifletilmesi ve hukuk reformlarının tamamlaması gerektiğini vurgulad

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Tuncay Özilhan, ekonomik gelişmeler açısından 2021’in, 2020’ye kıyasla daha fazla umut vadettiğini söyledi. Özilhan, faiz oranlarının kalıcı olarak düşürülmesi için enflasyonun düşürülmesi, ekonomik reformların yapılması, siyasi ve jeopolitik risklerin hafifletilmesi ve öngörülebilirliği sağlayacak olan hukuk reformlarının tamamlaması gerektiğini vurguladı.

“Soluklanma fırsatını iyi kullanmalıyız”

Çevrimiçi olarak gerçekleştirilen TÜSİAD Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı’nda konuşan Özilhan, ekonomideki yaraların tamamen sarılmasının vakit alacağını ancak ‘soluklanma’ fırsatının da iyi değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Özilhan, son günlerde salgının Türkiye’de büyük bir hızla arttığı bir dönemden geçildiğini aktararak, aşı geliştirme çabaları hakkında gelen olumlu haberlerin, pandemiyi nihayet yenilebileceği umudunu doğurduğunu söyledi. Pandemiyi yenmenin ise ekonomide yarattığı tahribatın sona ereceği ve artık yaraları sarmaya başlayabileceği anlamına da geldiğini vurgulayan Özilhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ülkemizdeki ekonomik gelişmeler açısından 2021, 2020’ye kıyasla daha fazla umut vadediyor. Umuyoruz ki aşağı yönlü gidişat artık yavaşlayıp durmuştur ve yukarı doğru hareketlenme başlamıştır. Ekonomi yönetiminde hata yapılmaması durumunda bir dizi gösterge iyileşme sürecine girecek. Ekonomideki yaraların tamamen sarılması kolay olmayacak ve vakit alacak. Bir soluklanma fırsatı yakalıyoruz ve bunu, yüksek enflasyon, yüksek faiz, Türk lirasının değer kaybı, ithalata bağımlılık, ihracatta rekabet gücünün düşüklüğü, borçlanma sarmalı, istihdam yaratamama gibi kronik sorunların çözümü için iyi kullanmamız gerekiyor.”

“Öncelikli unsur, kurumlara duyulan güvenin pekişmesi”

Ekonomide bir süredir sorunların üst üste yığılıp biriktiği bir dönemden geçildiğini anımsatan Özilhan, “Sorunları ileriye ötelemek yerine kökten çözmek için ihtiyaç duyduğumuz en öncelikli unsur, kurumlara duyulan güvenin pekişmesi. Ekonomiyle ilgili tüm kurumların kanunla tanımlanmış görevlerini, kanunların çizdiği özerklik çerçevesinde yerine getirmesi en büyük beklentimiz. Bu noktada, tüm denetleyici ve düzenleyici kurumlara büyük sorumluluk düşüyor” dedi.

“Faizin düşmesi isteniyorsa, reformlar tamamlanmalı”

Makroekonomik istikrarın ciddi ölçüde bozulduğu durumlarda, şok tedavisi olarak faiz artışı kaçınılmaz olur. Ancak adı üzerinde, şok tedavisi uzun süre kullanılmaz. Kullanılırsa bünyede başka rahatsızlıklar baş gösterir. Yüksek reel faiz, sonuçta, para üzerinden para kazanmaktır. Para üretime gitmez. Üretime giderse, getiri oranı, olağandan yüksek olan çok riskli alanlara gider. Bunun sonucunda üretim kapasitesi daralır, kaynaklar verimli projelere değil spekülatif alanlara kayar. Üstelik gelir dağılımı da bozulur. Bunlar arzu edilir sonuçlar değildir.” Özilhan, eğer geleceğe ilişkin belirsizlikler azalırsa, enflasyon beklentileri düşerse, siyasi ve ekonomik riskler hafiflerse, faiz oranlarının da düşme eğilimine gireceğini söyledi.

Faiz oranlarının kalıcı olarak düşürülmesi isteniyorsa enflasyonun düşürülmesi, ekonomik reformların yapılması, siyasi ve jeopolitik risklerin hafifletilmesi ve öngörülebilirliği sağlayacak olan hukuk reformlarının tamamlaması gerektiğini aktaran Özilhan, “Aksi takdirde, faizler asansör gibi bir iner bir çıkar” dedi.

YORUM YAP

YORUMLAR (0)