2 yıl sonra “41 kere maşallah” diyeceğiz!

Verisoft kurucusu ve CEO’su Onur Alver, sektördeki birçok “ilk”in perde arkasındaki kahramanı…

Türkiye kredi kartlarıyla 1968 yılında tanıştı. Önce Diners Club, hemen ardından da American Express kartları kısıtlı bir kesimin kullanımına sunuldu.

1983 yılında Mastercard ve Visa markalı kartlar sisteme dahil oldu. Böylece kredi kartlarının çok daha geniş kitleler tarafından benimsenip kullanılmasının önü açıldı.

1987’de ilk ATM hizmete girdi. 1988 yılında banka ve kredi kartlarının yanı sıra özel mağaza kartları kullanıma sunulmaya başladı. Bu da sadakat programları ve dolayısıyla “müşteri sadakati” kavramı açısından önemli bir dönüm noktası oldu.

1991’de ilk elektronik POS terminali kullanıma sunuldu. Öncesinde manyetik şerit okuyan manuel POS cihazları kullanılıyordu. BKM verilerine göre o dönemde 5.9 milyon banka kartı, 766 bin adet de kredi kartı vardı. Kredi kartlarıyla yapılan yıllık işlemlerin hacmi ise 3.3 milyon TL kadardı. POS sayısı da sadece 1623’tü...

Kısaca bugün gelinen noktaya da bakalım isterseniz... Yine BKM verilerine göre, Ekim 2021 sonu itibarıyla Türkiye'de 82.8 milyon kredi kartı, 147.5 milyon banka kartı, 54.4 milyon da ön ödemeli kart olmak üzere 285 milyon civarında kart kullanılıyor. Yaklaşık 1.8 milyon POS cihazı, 2.1 milyon adet temassız ödeme terminaliyle ödeme kabul ediliyor. 52 binin üzerinde de ATM cihazı hizmet veriyor...

Türkiye ödeme sistemlerinin bu noktaya gelmesinde ve burada hayata geçen birçok “ilk”in dünya çapında rol model olarak uygulanmasında emeği geçen insanlara buradan bir selam gönderelim. Selamla kalmayıp, sektörün tartışmasız duayenlerinden birini de bu vesileyle konuk edelim...

Evet, Verisoft CEO’su Onur Alver’den söz ediyorum. Şirketini 1984 yılında kursa da ödeme sistemleri sektöründeki çalışmalarına 1983 yılında başladı Alver. O tarihten bu yana da ödeme sistemlerindeki birçok ilke ya imza attı ya da bir şekilde atılmasına katkı sağladı. “Ödeme sistemleri” kavramını Türkiye’ye tanıtan isimlerden biri oldu. Onun için “ödeme sistemlerinin perde arkasındaki kahramanı” da diyebiliriz.

Sektördeki 40’ıncı yılını kutlamaya hazırlanan Onur Alver ile ödemeler dünyasındaki gelişmeleri ve gelecek beklentilerini konuştuk...

Onur Bey, daha önceki bir görüşmemizde Türkiye’nin ilk bilgisayar sahibi insanlarından biri olduğunu anlatmıştınız. Bir de 1980’lerin başında ilk POS cihazını çantanıza koyup getirdiğinizi... Geçmişe dönüp bakınca sektörün geldiği noktayı nasıl görüyorsunuz?

Teknolojik gelişme ve dijitalleşmeyle birlikte zaten hızlı bir büyüme süreci içindeydik ama sektör 40 yılda kat ettiği mesafenin aynısını 2020’nin 40 haftasında aldı diyebiliriz. Kovid-19 salgını nedeniyle yaşanan bu ultra hızlı dijitalleşme, ödemeler dünyasında da hızlı bir kabul ve dönüşüm sürecini tetikledi. Bunu küresel düzeyde başarmak on yıllar süren bir efor gerektirirken, “unbanked” diye adlandırılan bankacılık sistemine dahil olmamış insanların bile ödeme yapmak için online sistemleri öğrenmek zorunda kaldığı, internetin dünya nüfusunun yüzde 65’i tarafından kullanılır hale geldiği bir yılı geride bırakıyoruz. Tabii bu oran ülkelere ve bölgelere göre değişiyor. Internet World Stats verilerine göre örneğin, Kuzey Amerika’da internete erişim yüzde 95’lere kadar ulaşsa da ödeme sistemi altyapılarının bu talebi karşılayacak kadar güçlü olmaması nedeniyle önemli aksamalar yaşandı. Türkiye’nin ödeme sistemleri deneyiminin de desteğiyle önemli aşama kaydeden e-devlet uygulamalarının benzerlerinin de bu ülkelerde zaman zaman kullanım dışı kaldığı oldu. Biz pasaport harcı, araç alım-satımı, okul taksiti gibi ödemeleri bile online ve yabancıların deyimiyle “frictionless” yaparken Kanada, Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş ülkelerde yukarıda saydığım işlemleri bir defada ödeyip aynı gün işi bitirmek hala mümkün değil.

Demek ki ödeme sistemlerinde hala da gelişmiş ülkelere örnek oluyoruz. Ne mutlu bize... Önümüzdeki dönemde başka ne gibi ilkler, yenilikler bekliyor sektörü?

Tabii Kovid-19 sonrasını tahmin etmek zor. Mesela daha geçen ay Körfez ülkelerinden bir finans kurumu 95 şubesini kapattığını bildirdi. Eski dünyada bu şu demekti: Söz konusu 95 şubede kullanılabilecek instant issuing (anında kart basımı) yazılım ve donanımları artık kullanılamaz. Aslında bu değişimin geldiğini 2020’de görmüş ve birçok şirket gibi biz de kendi içimize dönüp bir yenilenme sürecine girmiştik. Yakın geçmişte çok sattığımız çözümlerimizin bu değişime ayak uyduracak hale getirilmesi için güncellemeler yaptık. Bu sırada uygulamaya giren VUK 507 sayesinde ülkemizin de Android işletim sistemiyle çalışan ve ödeme kabul eden cihazları kullanabilecek olması bence bir devrim niteliğinde.

İşte bu devrim bile Kovid-19 yüzünden revize ihtiyacı duyuyor. Şunu demek istiyorum: Kısa ve orta vadede kişilerin ihtiyaçları ortadan kalkmayacak. Şubeler kapandığı için kiosklar yaygınlaşabilir. Ancak kiosk veya ATM’lerin varlığı banka müşterilerinin işini görmüyor. Neden? Çünkü temas etmek istemiyorlar. Bu sebeple kullanıcının cep telefonu üzerinden interaksiyona geçerek işlemi yapabileceği kiosk arayüzleri tasarlanması gerekiyor.

“VUK 507, Android işletim sistemiyle çalışan ve ödeme kabul eden cihazların yaygınlaşması açısından devrim niteliğinde bir düzenleme oldu.”

VUK 507’nin etkilerini biraz daha açılım isterseniz. Tam olarak neleri nasıl değiştireceği tam olarak anlaşılmadı zira...

2022’den itibaren Android işletim sistemine sahip cihazların daha çok kullanılacağını söyleyebiliriz. Ben buna “Android devrimi” diyorum. Gerçek anlamda bir “game changer” (oyun değiştirici) aslında. Özellikle KOBİ’lerin (daha çok da orta büyüklükteki işletmeler-OBİ) yazarkasa ve POS ihtiyacını çok düşük maliyetle karşılamasına yarayacak bu sistemin kamu kurumları tarafından daha fazla teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum. Üstelik konu yalnızca düşük maliyet veya kullanım kolaylığı değil. Tedarik zincirinde yaşanan sıkıntıların önemli bir kısmı aktif kontrol sistem yazılımlarıyla giderilebilir. Elbette hammadde temini gibi sıkıntıları kastetmiyorum ama mesela süreci yöneten “üçüncü parti” yazılımları artık ödeme cihazlarıyla bir arada olabilecek. Veya bir restoran düşünün tüm ihtiyaçlarını bir tablet üzerinden karşılayabilecek. Çünkü hem güvenli ödeme altyapısı sunan POS cihazı, hem sipariş aldığı uygulama, hem tedarikçilerinin uygulamaları hem de stok yönetimi aynı cihazdan erişilebilir olacak. Biz de Verisoft olarak 2022 yılında güvenli ödeme seçeneği içeren katma değerli çözümler sunmayı planlıyoruz. Artık ağırlıklı olarak bankalar için kartlı ödeme çözümleri sunan bir şirket olmak yeterli değil. Müşteri kitlemizi genişletip ürün yelpazemizi çeşitlendirdik. Ödeme deyince akla gelen isim olmak için her türlü mobil ödeme çözümünü sunar bir kapasiteye ulaştık. Örneğin, bir altın rafinerisi için de güvenli ödeme içeren uçtan uca farklı özelikler taşıyan çözüm geliştirebiliyoruz. Havayolu için offline stok takibi ve ödeme içeren çözüm de sunabiliyoruz. Hatta kurumsal sosyal sorumluluk kapsamında bir dernek için temassız bağış kabul eden kiosk bile tasarladık.

Sizin deyiminizle “Android devrimi” sonrası Verisoft’un pazara tanıtacağı yeni bir ürün veya çözüm var mı?

Aslında bu sorunuzla birlikte bir başka noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Bence yakın gelecekte “uzmanlık” insanoğlunun en kıymetli varlığı olacak. “Data geleceğin petrolü” diyorlar ya, ben de “Uzmanlaşabilenler ayakta kalacak” diyorum. Hem birey hem de ticari olarak... Bu düşünceyle biz, kendi uzmanlığımıza ayırdığımız vakti başka işler öğrenerek geçirmek yerine başka uzmanlarla iş ortaklığına gitmeyi daha verimli buluyoruz. Bu kapsamda bir iş ortağımızla yaptığımız yepyeni bir çalışmadan bahsetmek istiyorum. ETB firması biyometrik donanımlar konusunda Türkiye pazarının lideri. Salgın nedeniyle yaşanan güvenlik ihlallerinin en kesin çözümünün biyometri olduğuna inanarak bu şirketle ortak bir çözüm geliştirdik: Android POS + KEC (kimlik erişim cihazı). Çok yakında birlikte lansmanını yapacağımız bu Android cihazda hem TÜBİTAK onaylı kimlik erişim arayüzü hem de ödeme kabul arayüzü bulunuyor. Ödeme kabulü sırasında, cihaz üzerinde bulunan parmak izi, yüz tanıma ve iris okuma özelliğiyle kimlik teyidi sürecini en güvenli ve hızlı hale getiren bütünleşik bir çözümü piyasaya sunuyoruz. Türkiye’de bir ilk olmasını planladığımız bu çözümün kamu kuruluşları, finansal kurumlar, sigorta şirketleri, operatörler, eğitim kurumları, lojistik, sağlık ve turizm gibi aynı anda hem ödeme kabul eden hem de kişi doğrulamaya ihtiyaç duyan sektörlerde önemli yer bulacağını düşünüyoruz.

YORUM YAP

YORUMLAR (0)